Günlük Piyasa Bülteni
Hazine Bölümü'müzün tecrübe ve birikiminden yola çıkarak Günlük Piyasa Analizleri yapılmakta ve siz değerli yatırımcılar ile paylaşılmaktadır.
Günlük hazırlanan bültenleri otomatik almak için Ad Soyad ve e-Posta adresinizi girerek "BÜLTENE KAYIT OL" demeniz yeterli.
Güncel Piyasa ve Döviz Haberleri 31/08/2026 - Pazartesi
Başımız sağ olsun: Girne açıklarında feribot kazası- Bugün bültenimize maalesef hepimizi derinden üzen bir haberle başlıyoruz. Girne'den Taşucu'na gitmek üzere dün öğle saatlerinde hareket eden yolcu feribotu, Girne açıklarında alabora oldu. Son bilgilere göre feribotta bulunan 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişiden 241'i kurtarıldı, 8 kişi hayatını kaybetti; 18 kişiyi arama çalışmaları ise devam ediyor. Kıbrıs adası cumartesi günü şiddetli fırtınanın etkisi altında kalmıştı. Yetkililer pazar günü hava koşullarının sefer için uygun bulunduğunu değerlendirirken, feribotun limandan ayrıldıktan kısa süre sonra su almaya başladığı ifade ediliyor. Kazanın kesin nedeni henüz bilinmezken, arama-kurtarma çalışmaları Türkiye'den gelen ekiplerin de desteğiyle sürüyor.
- KKTC'de 3 günlük ulusal yas ilan edilirken, bu acı olay bankamızı da yakından etkiledi. Çalışma arkadaşlarımızdan biri, annesi ve babasıyla birlikte feribotta bulunuyordu. Hamile olan arkadaşımızın ve ailesinin sağlık durumlarının iyi olduğunu öğrenmek bizleri bir nebze olsun rahatlattı. Kendilerine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, en kısa zamanda sağlıkla aramıza dönmelerini diliyoruz. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Hâlâ kayıp olanlardan iyi haberler gelmesini yürekten temenni ediyoruz. Küçük ülkemizin yaşadığı bu büyük acıyı hep birlikte paylaşıyoruz.
- Haftanın son iş günü, büyük merakla takip edilen Jackson Hole toplantısına Fed Başkanı Warsh damgasını vurdu. Hatırlanacağı üzere, bir süredir önemli politika mesajlarının verildiği ve merkez bankacıların zirvesi olarak görülen Jackson Hole toplantısının önemine işaret ediyorduk. Her ne kadar Warsh keskin ifadeler kullanmaktan yine kaçınsa da, Temmuz itibarıyla PCE enflasyonunun hâlâ %3,7 seviyesinde olmasına ve son iki yıldaki düşüşün yetersiz kaldığına dikkat çekti. Dahası, işgücü piyasasının istikrarlı, ekonominin dirençli olduğunu ve finansal koşulların yeterince sıkı görünmediğini belirterek, Fed'in şu aşamadaki önceliğinin fiyat istikrarı olması gerektiğini açıkça ortaya koydu.
- Warsh'un açıklamaları faiz artışının yeniden masada olduğu şeklinde yorumlanınca, piyasa da Eylül ayına yönelik faiz artırım beklentisini yeniden yukarı çekti. Hatırlanacağı üzere son dönemde istihdamın zayıflaması ve enflasyonun korkulduğu kadar yüksek seyretmemesi, Fed'in faiz artırmakta zorlanacağı görüşünü güçlendirmişti. Bu nedenle Eylül toplantısına yönelik faiz artırım ihtimali %35 seviyelerine kadar gerilerken, yıl sonuna kadar yalnızca bir faiz artışı fiyatlanıyordu. Warsh'un Jackson Hole'da enflasyonun %2'ye doğru yeterli hızda gerilediğinden emin olamazlarsa 'yapacak işleri olduğu' yönünde verdiği mesajın ardından Eylül beklentisi %60 seviyesine yükselirken, yıl sonuna kadar fiyatlanan artış ise 37 baz puan seviyesine yükseldi.
- Her ne kadar Warsh'un tonu göreve geldiğinden bu yana hep şahin olsa da, hangi verilerin Fed'i harekete geçireceği ise belirsizliğini korumaya devam ediyor. Warsh ileriye dönük yönlendirme yapmaktan özellikle kaçındığı için önümüzdeki günlerde açıklanacak istihdam ve enflasyon rakamlarını dikkatle takip edeceğiz. İstihdam güçlü kalır ve enflasyon yüksek seyrederse Fed'in faiz artırması için zeminin güçleneceğini düşünüyoruz. Fed'in burada izleyeceği yol, şahin söylemini koruyarak, hatta gerekirse bir kez faiz artırarak, uzun vadeli faizlerdeki yükselişi kontrol altına almaya çalışmak olabilir. Böyle bir durumda kısa vadeli faizler yukarı gelirken, uzun vadeli faizlerin daha sınırlı tepki vermesiyle faiz eğrisinin yataylaşmasını bekleyebiliriz.
- Warsh'un açıklamalarının ardından kısa vadeli ABD tahvil faizleri ve dolar yükselirken, kısa bir süre önce ortaklaşa müdahale edilen USDJPY paritesi yeniden 160 sınırına yaklaştı. Fed'in faiz artırması doların daha da güçlenmesine ve yen üzerindeki baskının artmasına neden olabilir. Böyle bir durumda Japonya'nın dolar satıp yen almak için elindeki ABD tahvillerinin bir bölümünü satması gerekebilir. Bu da zaten yüksek seyreden uzun vadeli ABD tahvil faizleri üzerinde ilave baskı yaratabilir. Hazine Bakanı Bessent'in böyle bir tablodan pek de mutlu olmayacağını düşünüyoruz.
- Warsh'un açıklamalarının ardından 10 yıllık ABD tahvil faizi %4,71 seviyesine yükselirken, faiz beklentilerine daha hassas olan 2 yıllık faiz de %4,33 seviyesine çıktı. Bültenimizde sıklıkla yer vermesek de, tarımsal emtialarda ağustos ayında yaşanan sert yükselişin de Fed'in işini zorlaştırabilecek bir diğer gelişme olduğunu düşünüyoruz. Karadeniz'de savaşın tahıl sevkiyatını aksatması, Avrupa'daki sıcaklık ve kuraklığın üretimi düşürmesi, ABD'de mısır verimine ilişkin zayıf beklentiler ve Çin'in güçlü alımları fiyatları yukarı taşıdı. Hayvancılık ve bitkisel yağlarda yaşanan arz sorunları da eklenince tarımsal emtia endeksi ağustos ayında yaklaşık %10 yükselerek son 12 yılın en yüksek seviyesine çıktı (bakınız grafik).
- Karadeniz'de sevkiyat normale dönmez ve kuraklık üretimi baskılamaya devam ederse, yüksek tarımsal emtia fiyatlarının önümüzdeki aylarda gıda fiyatlarına daha fazla yansıyabileceğini düşünüyoruz. Enerji fiyatlarının da yüksek olduğu bir dönemde gıda enflasyonunun yeniden hızlanmasının, hanehalkının alım gücünü zorlayabileceğini ve merkez bankalarının işini daha da güçleştirebileceğini düşünüyoruz. Buraya kadar olan kısmı kitabî bilgi olarak okuyalım. Pekâlâ, Fed tüm bu olup bitenlere rağmen gerektiği ölçüde faiz artıramazsa ne olacak? Zayıf dolar ve düşük kredi faizleriyle üretimi içeriye çekmek, ekonominin çarklarını döndürmek ve ABD'nin cari açığını daraltmak isteyen Başkan Trump'ın tepkisi ne olacak? Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Fed'in güçlü bir hamle yapmasını zor gördüğümüz gibi, gerekli sıkılaştırmayı gerektiği ölçüde yapmakta zorlanacaklarını da düşünüyoruz.
- Warsh'un açıklamalarının ardından hâliyle piyasaların da morali bozuldu. Hisse senetleri haftanın son iş gününü düşüşle tamamlarken, faiz getirisi olmayan kıymetli metaller satış baskısına maruz kaldı. Gümüşün ons fiyatı cuma günü 71 doların üzerine çıkarak haftayı güçlü tamamlamaya hazırlanırken, Warsh'un konuşmasının ardından 66 dolar seviyelerine kadar gerileyerek %4 düştü. Benzer şekilde altının ons fiyatı da %3'ün üzerinde gerileyerek 4,630 dolardan 4,450 dolar seviyesine indi. Gerek temel gerekse teknik açıdan, kısa vadede dolar değer kazansa da uzun vadede doların değer kaybetmeye mahkûm olacağını ve mevcut şartların kıymetli metalleri desteklemeye devam edeceğini düşünüyoruz. Gümüş cephesinde ise aşağıdaki grafiklerden görüleceği üzere 71 dolar seviyesinin aşılmasıyla yükseliş isteğinin yeniden güçleneceğini, teknik ve uzun vadeli bir bakış açısıyla gümüşün 220 dolar seviyesini hedeflemesini bekliyoruz. Böylesi bir senaryoda, altının da 10 bin doların üzerine yükselmesi bizleri pek de şaşırtmayacaktır.
- Her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD'de açıklanacak istihdam raporunun önem arz edeceğini düşünüyoruz. Ağustos ayı raporunda tarım dışı sektörde 58 bin kişilik istihdam artışı ve %4,1 işsizlik oranı beklenirken, Temmuz ayında istihdamın 23 bin kişi azalmasının işgücü piyasasına yönelik soru işaretlerini de arttırdığını hatırlatalım. Hisse senetleri açısından da kritik bir haftaya giriyoruz. Nvidia'nın güçlü bilançosu ve gelecek mali yıl için %70 gelir artışı öngörmesi teknoloji hisselerini desteklerken, bu hafta gözler Broadcom bilançosuna çevrilecek. Broadcom bilançosunun yanı sıra imalat ve hizmet sektörüne ilişkin veriler de takip edilecek. Şirket kârlarının güçlü kalması hisse senedi piyasaları açısından önem arz ederken, ekonominin Fed'i yeniden faiz artırmaya zorlayacak kadar da güçlü olmaması gerekiyor.
- Türk mali piyasalarına dönersek, SPK uzun süredir beklenen yatırım fonlarına ilişkin düzenlemeyi cuma akşamı yayımladı. 88 sayfalık rehber, fonların hangi varlıklarda ne kadar yoğunlaşabileceğinden yatırımcı sayısına, likidite kurallarından portföy yönetim şirketlerinin sorumluluklarına kadar birçok başlıkta değişiklik getiriyor. Hisse senedi piyasası açısından en dikkat çekici düzenlemelerden biri ise aynı portföy yönetim şirketinin yönettiği fonların, toplu olarak bir şirketin sermayesinin %20'sinden fazlasına sahip olamaması. Daha önce serbest fonlar bu hesabın dışında kalabiliyordu. Yeni düzenlemeyle onlar da artık bu sınıra dâhil edildi. Basit bir örnek vermek gerekirse, A şirketinin toplam sermayesini 100 pay kabul edelim. Aynı portföy yönetim şirketinin yönettiği tüm fonların bu şirketteki toplam payı 20'yi geçemeyecek. Bir fon %8, başka bir fon %7, üçüncü bir fon da %6 pay taşıyorsa toplam %21'e ulaşıldığı için sınır aşılmış olacak.
- Peki bunun piyasaya yansıması ne olacak? Yeni sınırlamaların üzerinde pozisyon taşıyan fonların uyum süresi içinde bu pozisyonları azaltmaları gerekecek. Bu nedenle özellikle belirli hisselerde fon yoğunlaşmasının yüksek olduğu durumlarda önümüzdeki aylarda satış ihtiyacı doğabilir. Burada herhangi bir hisse ya da portföy yönetim şirketinin adını zikretmeyi doğru bulmuyoruz ancak düzenlemenin bazı hisselerde kısa vadeli fiyat baskısı yaratabileceğini düşünüyoruz. SPK'nın amacının fonların birkaç hissede aşırı yoğunlaşmasını azaltmak, riski dağıtmak ve fon piyasasını daha dengeli hâle getirmek olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Uyum takviminin de kademeli olması nedeniyle bu etkinin tek seferde değil, önümüzdeki aylara yayılarak görülmesi daha olası.
- Düzenlemenin olumlu tarafına da bakmak gerekiyor. Şeffaflığın belirgin şekilde artacak olması, raporlama sıklığının artması ve borsa dışı işlemlerin daha sıkı kurallara bağlanması, yabancı yatırımcıların ve MSCI gibi endeks sağlayıcılarının önem verdiği piyasa işleyişi açısından olumlu bir adım olarak görülebilir. Diğer taraftan artan sermaye, organizasyon ve uyum yükümlülükleri özellikle küçük ve butik portföy yönetim şirketlerinin işini zorlaştırabilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde sektörde daha büyük banka dışı kurumlar etrafında bir konsolidasyon yaşanıp yaşanmayacağını da takip etmek gerekecek. Borsa İstanbul 30 endeksinin (ya da artık 29 demek lâzım) olumlu mânâda etkilenmesini bekliyoruz.
- Yeni gün başlangıcında, küresel mali piyasaların haftaya zayıf bir risk iştahıyla başladığını görüyoruz. ABD'nin hafta sonu İran'ın Larak Adası'ndaki iki füze rampasını vurması ve İran'ın Ürdün'deki ABD üslerine karşılık vermesiyle çatışmalar yeniden alevlendi. Gerilimi artıran bir diğer gelişme ise Başkan Trump'ın, savaş öncesinde İran'ın petrol ihracatının yaklaşık %90'ının gerçekleştirildiği Kharg Adası'nın hedef alındığını açıklaması oldu, ancak bu açıklama henüz ABD ordusu tarafından teyit edilmedi. Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin de belirgin şekilde azalmasıyla Brent cinsi ham petrol %2'nin üzerinde yükselerek yeniden 90 doların üzerine çıktı. Jeopolitik risklere yüksek tahvil faizleri ve Warsh'un da şahin söylemi eklenince Asya borsaları satış baskısına maruz kaldı. Gösterge endeks Nikkei %1,2, Tayvan borsası %1,3, Güney Kore'nin KOSPI endeksi ise %1,6 gerilerken, Avrupa ve ABD vadeli endeksleri de yaklaşık %0,5 ekside seyrediyor.
- Türkiye'de bugün yılın ikinci çeyreğine ilişkin GSYH büyüme rakamları takip edilecek (beklenti %2,5). Perşembe günü ise resmî enflasyon rakamlarını takip edeceğiz.
*Gümüş - Kısa Vade
*Gümüş - Uzun Vade
*Bloomberg Tarım ve Hayvancılık Emtia Toplam Getiri Endeksi
Emre Değirmencioğlu (@emredegirmenci5)
Grup Müdürü • Group Manager
Hazine Bölümü • Treasury Department
Yasal Uyarı: Bu e-postada yer alan yorumlar, kişisel bilgi ve tecrübelere dayanarak ve/veya güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır. Bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan, her ne surette olursa olsun kullanımı olumsuz etkileyecek her türlü sonuçtan dolayı Kıbrıs İktisat Bankası Ltd. ve ayrıca her ne nam altında olursa olsun her ne akitle bağlı olursa olsun her türlü çalışanı ve bu yazının
yazarı
hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz ve/veya bu bilgiler, hiçbir surette gönderenleri ilzam etmez ve/veya sorumlu kılmaz. Kullanan ancak kendi bilgi, inisiyatif ve değerlendirmesi ile hareket etmelidir.