Günlük Piyasa Bülteni
Hazine Bölümü'müzün tecrübe ve birikiminden yola çıkarak Günlük Piyasa Analizleri yapılmakta ve siz değerli yatırımcılar ile paylaşılmaktadır.
Günlük hazırlanan bültenleri otomatik almak için Ad Soyad ve e-Posta adresinizi girerek "BÜLTENE KAYIT OL" demeniz yeterli.
Güncel Piyasa ve Döviz Haberleri 01/09/2026 - Salı
Enflasyon korkusu: Hürmüz yeniden ısınıyor, tahvil faizleri her yerde yükseliyor- ABD ile İran arasında yaklaşık bir ay aradan sonra yeniden doğrudan saldırılar yaşandı. ABD'nin, Hürmüz Boğazı'ndaki mayınlama faaliyetlerini gerekçe göstererek İran'ın Larak Adası'ndaki hedefleri vurmasının ardından İran, Ürdün'deki iki ABD hava üssüne füze saldırısı düzenledi. Trump, İran'a sert karşılık verileceğini söylerken bunun şimdilik tam ölçekli bir savaşa dönüş anlamına gelmediğini belirtti. İran tarafı da çatışmayı sınırlı ve kontrollü olarak tanımlarken, yeni bir saldırıya güçlü karşılık verileceği mesajını verdi.
- Gerilimin ekonomik bacağı ise piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. ABD, İran üzerindeki baskıyı askerî saldırılardan ziyade petrol ihracatını ve ticaret ortaklarını hedefleyen ikincil yaptırımlarla artırmaya çalışırken, ABD Hazine Bakanı Bessent yeni yaptırımların haftalık olarak açıklanabileceğini söyledi. Piyasalar açısından en kritik başlık ise tahmin edileceği üzere Hürmüz Boğazı. Boğazın kapalı kalması ya da İran'ın petrol altyapısının hedef alınması, petrol fiyatlarında yeni bir yükselişi beraberinde getirebileceğinden endişe ediliyor. Bu da hâliyle küresel enflasyon baskısını artırarak risk iştahını zayıflatabilecek önemli bir risk unsuru olmaya devam ediyor.
- Bu minvalde dün geceyi sınırlı düşüşle tamamlayan ABD borsalarının ardından bu sabah Pasifiğin diğer ucunda kararsız bir tablonun hâkim olduğunu görüyoruz. Tokyo ve Güney Kore borsalarında gösterge endeksler yatay bir seyir izlerken, Tayvan borsası ise %1,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de yatay bir seyir görüyoruz. Piyasaların kılavuz kargası konumunda gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi %4,78 ile Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, Japonya'da 10 yıllık tahvil faizi %3 seviyesini test ederek son 30 yılın en yükseğine ulaştı. Almanya ve Fransa'da uzun vadeli faizlerin de benzer bir şekilde son 15 yılın zirvelerini test ettiğini not edelim. ABD-İran geriliminin yeniden tırmanmasıyla Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının 91 dolar seviyesini aşması ve Avrupa doğalgaz fiyatlarının 3,5 yılın zirvesine yükselmesi, enflasyonun yeniden güçlenebileceği endişesini artırıyor. Bu tablo, merkez bankalarının faiz artırımlarına geri dönebileceği beklentisini beslerken tahviller ve hisse senetleri üzerinde baskı yaratıyor.
- Daha da basit bir anlatımla, küresel petrol ve gaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın 6 aydır kapalı olmasının petrol ve enerji fiyatları üzerinde yarattığı yukarı yönlü baskı, enflasyon endişesinin derinden hissedilmesine neden oluyor. Bu da hâliyle merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği, hatta yeniden artırabileceği beklentisini güçlendiriyor. Yatırımcılar bu nedenle düşük faizli mevcut tahvilleri satıyor, tahvil fiyatları düşerken faizleri ise yükseliyor.
- Öte yandan, Fed Başkanı Warsh, G20 Maliye ve Merkez Bankaları Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, geçmiş yıllarda küresel ekonomiye damga vuran tasarruf bolluğunun yerini güçlü bir yatırım dalgasına bıraktığını söyledi. Özellikle yapay zekâ veri merkezleri, enerji ve altyapı yatırımları sermaye için yeni ve büyük bir talep yaratırken, geçmişte ABD tahvillerine yönelen tasarrufların artık daha fazla alternatif arasında dağıldığına dikkat çekti! Bu değişimin, ABD tahvillerinin yatırımcı çekebilmek için daha yüksek getiri sunmasını gerektirirken, güçlü büyüme ve enflasyon baskılarıyla birlikte uzun vadeli faizlerin yüksek kalmasına da katkı sağladığını göz ardı etmemek gerekiyor.
- Yeni aya başlarken vadeli faiz kontratları, Avrupa'da 10 Eylül'de yapılacak olağan faiz toplantısında 25 baz puanlık artırıma neredeyse kesin gözüyle bakarken, 16 Eylül'de sonuçlanacak Fed toplantısı için de 25 baz puanlık faiz artırım ihtimali %65 seviyesinde fiyatlanıyor. Yıl sonuna kadar ise toplam 37 baz puanlık artırım bekleniyor. Japonya'da da 18 Eylül'de yapılacak olağan BoJ toplantısında faiz artırım ihtimalinin %74 seviyesine yükseldiğinin altını kalınca çizelim. Gözlerin üzerine çevrili olduğu USDJPY paritesi de müdahale için kritik bir eşik olarak görülen 160 sınırında bekliyor. ABD ve Japonya'nın Japon yenini savunmak için ortaklaşa yapmış oldukları müdahale aslında pek de işe yaramadı. Bu bağlamda Japonya'nın da istese de istemese de (yurt içi talep çok zayıf) faiz artırmak zorunda kalacağını düşünüyoruz!
- Diğer taraftan, tedarik zincirindeki sorunlar ve kuraklığın yarattığı arz şoku enerji ve tarımsal emtia fiyatlarını yukarı iterken, maliyet kaynaklı enflasyon baskıları da yeniden güçleniyor. Bu durum, merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği, hatta yeniden artırabileceği beklentisini besliyor. Zaten yükseliş eğiliminde olan tahvil faizleriyle birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan tablo küresel risk iştahını sınırlamaya devam ediyor. Yükselen faizlere rağmen hareketin küresel olması da doların belirgin şekilde güçlenmesini engelliyor. Bu minvalde EURUSD paritesi 1,16 seviyesinin üzerinde kalırken, doların küresel piyasa göstergesi olarak takip edilen DXY endeksi 99,50 seviyelerinde salınıyor.
- Diğer taraftan piyasalar, yeniden yükselen enflasyonun merkez bankalarını daha da şahinleştirmesini ve küresel borçlanma maliyetlerini yukarı taşımasını endişeyle takip ediyor. Bu tip dönemlerin bir numaralı yatırım aracı olması beklenen kıymetli metaller ise, Ağustos ayını âdeta şaha kalkarak tamamlayan kıymetli metaller, Fed Başkanı Warsh'un enflasyon konusunda kullandığı şahin söylemler ardından kâr satışlarına boyun eğdi. Altının ons fiyatı Cuma günü 4,630 dolar seviyesini test etmesinin ardından 4,440 dolar seviyesine geri çekilirken, benzer bir şekilde gümüşün de ons fiyatı 71 dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olmayarak 67 dolar seviyesinin hemen altına çekildi. Hemen hemen her gün bültenimizde kaleme aldığımız üzere, kıymetli metallerin hikâyesinin bitmediğini düşünüyoruz. Fed'in piyasaların beklediği ölçüde faiz oranlarını artıramayacağını, bunun da beraberinde kıymetli metalleri daha da yukarıya taşıyacağını düşünüyoruz.
- Türkiye cephesinde ise gözler dün SPK düzenlemesinin ardından hisse senedi piyasalarına çevrildi. Düzenleme sonrası ilk iş günü tahmin ettiğimiz üzere volatil geçti. BIST100 ana endeksi küçük hisselerde yoğunlaşan satış baskısı (likidite zorluklarının getirdiği dalga boyu) sonucu günü %2,1 düşüşle tamamlarken, düzenlemeye uyum süreci kapsamında volatilitenin devam edebileceğini düşünüyoruz. SPK düzenlemesinin yanı sıra ABD-İran gerginliğinin dozunun yeniden artması ve Fed Başkanı Warsh'un açıklamalarının küresel piyasaların genelini olumsuz etkilemesi de tuz biber oldu. Geçen hafta olumlu beklentiler nedeniyle kuvvetli yükselişler kaydeden Halkbank hissesi dün kâr realizasyonu kapsamında günü %8,5 düşüşle tamamladı.
- TCMB'nin normalleşme adımı sonrasında 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40 seviyesinin hemen altında yatay bir seyir izlerken, CDS risk primi 219 baz puanla son dönemlerin dibinde yer almaya devam etti. USDTRY kuru otoritenin kontrolünde ve bebek adımlarıyla 48,27 seviyesine yükselirken, ons altının sert gerilemesinin de gölgesinde yurdum insanı için bir numaralı yatırım aracı olan gram altın 6,900 TL seviyesine geriledi.
- Dün Türk-İş'in hazırladığı Ağustos ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı raporunu inceledik. Buna göre, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama, yani açlık sınırı 37,388 TL'ye yükseldi. Gıda ile birlikte kira, ulaşım, eğitim, sağlık ve diğer zorunlu harcamalar hesaba katıldığında yoksulluk sınırı 121,786 TL'ye çıkarken, bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 48,305 TL olarak hesaplandı. Mutfak enflasyonu Ağustos'ta aylık %1,21, son 12 ayda %37,90, yılbaşından bu yana ise %24,03 arttı. Hane halkının hissettiği geçim baskısında belirgin bir iyileşmeden söz etmenin henüz zor olduğunu görüyoruz.
- Öte yandan Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %2,3 büyüdü. Bu oran, Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonomi açısından potansiyelin altında bir büyümeye işaret ediyor. Ancak GSYH verisi geçmiş dönemi anlattığı, dolayısıyla bir anlamda bayat bir veri olduğu için bugün gözler büyümenin öncü göstergelerinden PMI verilerine, ardından da İstanbul için açıklanacak İTO enflasyonuna çevrilecek. Haftanın asıl önemli verisi ise perşembe günü TÜİK tarafından açıklanacak resmî enflasyon olacak. Piyasa beklentisi, aylık enflasyonun %2 seviyesinin hemen altında gerçekleşmesi yönünde. Her ayın ilk cuması açıklanan ABD istihdam verisinin hem ekonominin sağlığına ilişkin en önemli göstergelerden biri olması hem de Fed'in tam istihdam hedefi açısından doğrudan önem taşıması nedeniyle bu hafta piyasaların ana gündem maddelerinden biri olacağını da hatırlatmak isterim.
*10 yıllık tahviller (sene başına göre değişim)
Emre Değirmencioğlu (@emredegirmenci5)
Grup Müdürü • Group Manager
Hazine Bölümü • Treasury Department
Yasal Uyarı: Bu e-postada yer alan yorumlar, kişisel bilgi ve tecrübelere dayanarak ve/veya güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır. Bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan, her ne surette olursa olsun kullanımı olumsuz etkileyecek her türlü sonuçtan dolayı Kıbrıs İktisat Bankası Ltd. ve ayrıca her ne nam altında olursa olsun her ne akitle bağlı olursa olsun her türlü çalışanı ve bu yazının
yazarı
hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz ve/veya bu bilgiler, hiçbir surette gönderenleri ilzam etmez ve/veya sorumlu kılmaz. Kullanan ancak kendi bilgi, inisiyatif ve değerlendirmesi ile hareket etmelidir.