Günlük Piyasa Bülteni
Hazine Bölümü'müzün tecrübe ve birikiminden yola çıkarak Günlük Piyasa Analizleri yapılmakta ve siz değerli yatırımcılar ile paylaşılmaktadır.
Günlük hazırlanan bültenleri otomatik almak için Ad Soyad ve e-Posta adresinizi girerek "BÜLTENE KAYIT OL" demeniz yeterli.
Güncel Piyasa ve Döviz Haberleri 13/04/2026 - Pazartesi
Kral kaybetmeye mahkûm!- ABD ile İran arasında İslamabad'da yapılan uzun müzakerelerden anlaşma çıkmadı. Yaklaşık 6 haftadır süren çatışmaların ardından 11 yıl aradan sonra ilk defa aynı masaya oturan taraflar, ateşkese rağmen kalıcı çözüm sağlayamayarak birbirini suçlamak suretiyle masadan kalktı. ABD, İran'dan nükleer silah geliştirmeyeceğine dair net taahhüt isterken, İran ise güven eksikliği, yaptırımların kaldırılması ve bölgesel talepler (özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol) konusunda geri adım atmadı.
- Görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Trump, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma talimatı vererek gerilimi ciddi şekilde tırmandırdı. Ateşkesin korunması şimdilik kritik görülse de, anlaşma sağlanamaması, jeopolitik risklerin kısa vadede yüksek kalacağına ve piyasalarda temkinli seyrin süreceğine işaret ediyor. Diplomasi kanallarının tam olarak kapanmasa da, sürecin şimdilik tıkandığını söylememiz gerekiyor. Görüşmeler sürerken, İsrail'in Lübnan'ı bombalamaya devam ettiğini de not etmemiz gerekiyor.
- Piyasalar hâliyle yeni güne pek de iyimser bir görünümle başlamıyor. Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışının sekteye uğrayabileceği endişesiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı %8 artışla 103 dolar seviyesine yükselirken, doların kısmen de olsa değer kazandığını görüyoruz. Bir kez daha, riskten kaçınma isteğinde piyasalar güvenli liman olarak doları tercih ederken, EURUSD paritesi 1,1670 seviyesine geriledi. Güvenli liman talebinin artmasına rağmen, risk-off modunda tercih edilmeyen altının ons fiyatı, haftayı kapattığı 4,747 dolar seviyesinden ilk nazarda %2'ye yakın gerileyerek 4,643 dolar seviyesine kadar sarksa da, bültenimizi yazdığımız sabah erken saatlerde 4,715 dolar seviyesine toparlandı. Gümüşün ons fiyatı da benzer bir şekilde %4'e yakın gerileme kaydederek 74,20 dolar seviyelerine kadar geri çekildi. Gümüş, altına nazaran daha dirençli bir seyir izlerken, teknik mânâda 73 dolar üzerinde tutunmasını önemsiyoruz. Altın cephesinde ise 4,640 dolar seviyesini aşağıda takip edeceğiz (bakınız grafikler).
- Risk iştahındaki zayıflama hisse senetlerine de olumsuz yansıdı. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde %1'e yakın gerileme görülürken, Pasifik'in diğer ucunda da benzer bir tablonun hâkim olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası %1 gerilerken, Güney Kore ve Hong Kong endeksleri %1,5'e yakın geriledi. Para birimleri liginde Euro'nun yanı sıra, Avustralya doları, Sterlin ve Japon Yeni de değer kaybetti. Petrolün 100 dolar üzerinde kalıcılık sağlaması, enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekerken, merkez bankalarından beklenen faiz indirimleri başka bahara kaldığı gibi yerini de faiz artırım ihtimaline terk etmeye başladığını görüyoruz.
- Madem gündem oldukça yoğun ve yoğun kalmaya da devam edecek gibi görünüyor, bugün mevcut gürültü patırtıdan biraz uzaklaşarak farklı bir bakış açısı geliştirmeye çalışmak isterim. Trump'ın savaş öncesi dönemde arzuladığı üç temel argümanın da pekâlâ tersine gittiğini görüyoruz. Trump, fabrika bacalarının tütmesi, çarkların dönmesi ve iş adamının krediye kolay ulaşımını talep ederek faizlerin ve sıkı parasal koşulların gevşetilmesini talep ederek devamlı Fed Başkanı Powell'ı hedef alırken, gelinen noktada doların piyasa faizinin yükseldiğini görüyoruz (10 yıllık ABD tahvil faizi son 1 ayda 50 baz puan yükseldi). Öte yandan, doların değer kaybetmesiyle rekabet üstünlüğü elde ederek ABD'nin cari işlemler açığını kapatmak isterken, savaş döneminde likit kalma arzusunun bir tezahürü olarak ne var ne yok sat dolar al talebinin güçlenmesiyle bu amacının da boşa çıktığını görüyoruz (DXY son 2 ayda %5 değer kazandı). Öte yandan, akaryakıt fiyatlarının düşmesini isterken, ABD'de dizel fiyatının 6 dolar/galon seviyesine yükselerek, 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden bu yana en yüksek seviyeye geldiğini görüyoruz.
- Pompa fiyatlarında yaşanan artışın ve bunun yanı sıra savaşın tedarik zincirini alt üst etmesiyle hammade fiyatları sert bir şekilde yükselirken, bunun en güncel yansımasını da haftanın son iş günü ABD'de açıklanan makroekonomik verilerde gördük. ABD'de TÜFE enflasyonu Mart ayında %3,3 seviyesine yükselirken, enflasyona en büyük etki eden kalemin %10'dan fazla artan enerji fiyatları olduğunu not edelim. Bu etkiyi elbette hepimiz önceden tahmin etsek de, dolaylı olarak yarattığı ikincil etkileri ise zaman ilerledikçe göreceğiz. Öte yandan, ABD'de Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi 1952 yılından bu yana en düşük seviyeye ulaştı. Daha basit bir anlatımla, tüketici güveni rekor düşük seviyeye gerilerken, yıllık enflasyon sadece bir ayda yaklaşık 1 puan artış kaydetti (%2,4'ten %3,3'e). Bu veri setinin ve yaşanan gelişmelerin, Kasım ara dönem seçimleri öncesinde Trump'ı her geçen gün daha zor duruma düşürdüğünü göz ardı etmeyelim.
- İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kontrol etme isteği âdeta dünyanın boğazını sıkarken, küresel ekonomiyi de özellikle gıda ve enerji başlıklarının gölgesinde çöküşün eşiğine getirdi. Avrupa'da jet yakıt stoğu tükenmeye yüz tuttuğunu okuyoruz. Öte yandan geçen hafta canlı yayına katılan Bakan Şimşek, süreci "dünya 2. Dünya Savaşından bu yana en ciddi şokla karşı karşıya" diyerek özetlediğinin altını çizelim. Sevimsiz başlıklar olan resesyon veya stagflasyon riskinin yüksek perdeden konuşulduğu bir ekosistemde, Fed'in enflasyon konusunda bekle ve gör stratejisi benimseyeceğini, Powell'ın görev süresinin önümüzdeki ay dolmasının ardından Kevin Warsh'un direksiyonun başına geçmesiyle yönetim kurulunu faiz konusunda ikna edip edemeyeceğini hep birlikte takip edeceğiz.
- Yukarıda kaleme aldığım gelişmelerden de anlaşılacağı üzere, işler ABD ve Trump yönetimi için hiç de yolunda gitmiyor. Ekonomik tarafta yaşanan gelişmelerin dışında, sürecin şimdilik tam bir başarısızlıkla ilerlediğini de söylememiz gerekiyor. İran'ın dinî lideri şehit edilmiş olsa da, ABD'nin talep ettiği rejim değişikliğinin gerçekleşmediği gibi, İran nükleer programından da geri adım atmadı. Hatta, İran'ın füze kapasitesini yok etme gibi önemli bir hedefinin de gerçekleşmediğini görüyoruz.
- Trump'ın geride bıraktığımız hafta, bir sabah 6 bin yıllık bir medeniyeti yok edeceği yönünde Papa'nın bile tepkisini çeken ve çok ileri giden açıklamaları ardından, neredeyse aynı gün İran'ın sunduğu plan üzerinden müzakere etmeyi kabul etmesi, aslında ne kadar da açmaz ya da çıkmaz içinde olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Ya kendisine çok güveniyor, ya İran'ı çok küçümsedi ya da kendisine -özellikle İsrail'in- yanlış bilgi verdiğini düşünüyorum. Sosyal medyada yer alan ve Epstein dosyaları üzerinde tehdit edildiği yönünde teyide muhtaç konu başlığını ise şimdilik bir kenara bırakıyorum.
- Konuya biraz da jeopolitik taraftan yaklaşırsak, bu savaşın da bir gün biteceği görüşünden hareketle, enerji arzının beşte birinin geçtiği bu hassas su geçidine dünyanın mutlak surette alternatif arayacağını düşünüyoruz. Bu minvalde, Türkiye'nin coğrafik konumu itibariyle potansiyelini mutlak surette değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Trump, ABD'nin süper gücüne zarar gelmemesi için okları Avrupa üzerine çevireceğini, bu minvalde NATO'nun da anlamını yitirmiş bir ittifak hâline gelebileceğini düşünüyoruz. Bu görüşümüzde de yalnız olmadığımızı da peşinen belirtmek isterim. ABD'nin İran savaşında önemi bir mühimmat stoğu tüketmesini Çin ve Rusya uzaktan da olsa memnuniyetle takip ettiğini de göz ardı etmememiz gerekiyor. Hatta, Çin'in sessiz kalmasını da olumsuz bir başlık olarak okumamak gerekiyor. Hazır yeri gelmişken, Napolyon'a atfedilen meşhur ifadeyi de hatırlatmak isterim. "Düşmanın hata yaparken asla ona engel olma."
- Özetlemek gerekirse, ABD'nin Orta Doğu'da soyunduğu çılgınlığın sonu ABD için pek de iyi bitmeyeceğini düşünüyoruz. Hatta bir adım daha ileri gidersek, 'mutlu son' ile bitmeyeceği gibi Amerikan hegemonyasının da sonunun yazıldığını düşünüyoruz. Bu noktadan hareketle, savaş öncesi döneme bir süre sonra geri döneceğimizi, zayıf ABD Doları temasının ivme kazanacağını, doların (DXY) yeniden değer kaybedeceğini, teminat tamamlama ya da kârdaki pozisyonları mecburiyetten kapatma zorunluluğunun ortadan kalkmasıyla risk iştahının geri döneceğini, başta gümüş, devamında değer saklama araçları olan altın ve bitcoinin yeniden değer kazanacağını düşünüyorum. Bir diğer deyişle, ABD dolarının küresel rezervlerdeki payını yeniden azalmaya yüz tutacağının altını çizmek isterim. Gelinen noktada, merkez bankaları başta altına yönelip farklı para birimlerine geçtikçe, doların ağırlığının son 25 yılın en düşük seviyelerine gerilediğini de tekrar hatırlatmak isterim. Doların zayıflamasını bir seçenek değil, zorunluluk olarak görüyoruz!
- Yurt dışına geniş açıdan baktıktan sonra, yüzümüzü Türk mali piyasalarına çevirelim. Türkiye cephesinde, savaşın patlak vermesiyle yabancı yatırımcıların hızlı pozisyon kapatmaları dikkat çekerken, rezerv kompozisyonunun üçte ikisinin altın olması nedeniyle, altın fiyatlarının değerleme etkisi de rezervler üzerinde baskı kurdu. Bu gelişmelerin etkisiyle TCMB'nin net yabancı para pozisyonu, yalnızca 22 iş günü içinde 70 milyar dolardan 8 milyar dolara kadar sert bir düşüş gösterdi. Ancak geçen hafta sağlanan ateşkes ortamı, hem piyasa algısını hem de rezerv dinamiklerini hızlı şekilde tersine çevirdi. 9 Nisan valörlü işlemlerde, TCMB'nin bir günde 8 milyar dolar rezerv biriktirdiğini görürken, swap ve hazine dövizleri hâriç net pozisyonun da 21,5 milyar dolar seviyesine toparlandığını görüyoruz (bakınız grafik). Söz konusu süreçte otoritenin kuru ne pahasına olursa olsun savunacağına yönelik inanışla yurt içi yerleşiklerin döviz talep etmediğini, yurt dışı yerleşiklerin ise gittiği gibi geri geldiklerini görüyoruz. Demek ki, savaşın yeniden ivme kazanmaması kaydıyla, TCMB'nin kaybettiği rezervlerini süratle yerine koyacağını söylemek pek de hatalı olmayacaktır. Bu bağlamda, döviz kuruna yönelik endişe duymadığımızın da altını bir kez daha çizmek isteriz. Sene sonu USDTRY kuruna yönelik beklentimiz 52-53 seviyesinde bulunuyor.
- USDTRY kuru haftanın ilk işlem gününde (yarın valörlü işlemlerde) 44,70'li seviyelere yükselirken, Borsa İstanbul ana endeksi haftayı %9 yükselişle tamamladı (bankacılık endeksi %12 yükseldi). CDS risk primi 330 baz puan seviyesini test ettiği geçen haftalara nazaran 240 seviyesine gerilerken, riskin azalmasının yurt dışı borçlanma maliyetini de azaltacak önemli bir faktör olduğunu not edelim. Tüm bunlar cereyan ederken, cuma gece saatlerinde kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, normal takviminin dışında aldığı bir kararla, Türkiye'nin kredi notu görünümünü pozitiften durağana çevirdi. Kararın arka planında savaşın etkileri ve gerileyen rezervler yer aldı. Böylelikle, tüm uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'yi durağan notta tuttuğunu söyleyelim. Kararın piyasa yansımasının olmayacağını, rezervlerin dipten dönmesinin daha büyük mutluluk yaratacağını düşünüyoruz.
- Macaristan'dan dün yapılan seçimlerde, Peter Magyar 16 yıldır iktidarda olan Viktor Orban'ı tarihi bir yenilgiyle devirdi. Seçime yönelik yüksek katılımı değişim isteğinin en güçlü göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Seçim sonucu ardından ülkenin AB ile ilişkilerinde normalleşme, Ukrayna'ya destek ve içerde yargı ile kurumsal reformların önünü de açılabileceğini düşünüyoruz. Özetle, seçim sonuçlarını AB'nin geleceği açısından olumlu olarak değerlendiriyoruz. Ekonomi politikalarının daha öngörülebilir bir eksende ilerleyeceği beklentisiyle Macaristan'ın CDS risk primi gerilerken, para birimi HUF'un da diğer gelişen ülke para birimlerine kıyasla pozitif ayrıştığını ve dolar karşısında son 4 yılın en iyi seviyesine geldiğini görüyoruz.
- Gözler savaşın etkisinde olsa da, ABD’de bilanço sezonu başlıyor. Goldman Sachs, JPMorgan Chase gibi büyük bankaların açıklamaları ekonominin gidişatı açısından kritik bilgiler sunacaktır. Mali piyasaların gündeminde bugün ise Türkiye'de cari işlemler dengesi takip edilecektir.
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonunda Yaşanan Günlük Değişim
Gümüş
Altın
DXY
Emre Değirmencioğlu (@emredegirmenci5)
Grup Müdürü • Group Manager
Hazine Bölümü • Treasury Department
Yasal Uyarı: Bu e-postada yer alan yorumlar, kişisel bilgi ve tecrübelere dayanarak ve/veya güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır. Bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan, her ne surette olursa olsun kullanımı olumsuz etkileyecek her türlü sonuçtan dolayı Kıbrıs İktisat Bankası Ltd. ve ayrıca her ne nam altında olursa olsun her ne akitle bağlı olursa olsun her türlü çalışanı ve bu yazının
yazarı
hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz ve/veya bu bilgiler, hiçbir surette gönderenleri ilzam etmez ve/veya sorumlu kılmaz. Kullanan ancak kendi bilgi, inisiyatif ve değerlendirmesi ile hareket etmelidir.