Günlük Piyasa Bülteni

Hazine Bölümü'müzün tecrübe ve birikiminden yola çıkarak Günlük Piyasa Analizleri yapılmakta ve siz değerli yatırımcılar ile paylaşılmaktadır.

Günlük hazırlanan bültenleri otomatik almak için Ad Soyad ve e-Posta adresinizi girerek "BÜLTENE KAYIT OL" demeniz yeterli.

Güncel Piyasa ve Döviz Haberleri 26/06/2026 - Cuma

Piyasalarda yeni denklem: Fed belirsizliği ve AI enflasyonu

  • Son günlerde telefonumuz neredeyse hiç susmuyor. Arayan hemen herkes altın ve gümüşte yaşanan sert düşüşün nedenini ve bundan sonrasını soruyor. Bu soruya cevap vermeden önce, gelin hep birlikte bugüne nasıl geldiğimizi kısaca hatırlayalım.
  • Dün bir müşterimizle sohbet ederken söylediği bir cümle uzun süre aklımdan çıkmadı. Altın ve gümüşün Ocak ayı öncesinde neredeyse her gün yeni zirvelere koştuğu dönemde, her yükselişte alım iştahı biraz daha artan bu müşterimize, "Bu maçın daha ikinci yarısı da var." diyerek temkinli olunması gerektiğini konuşmuştuk. O günlerde kârlar katlanırken riskler neredeyse hiç konuşulmuyordu. Bugün ise telefonun diğer ucunda duyduğumuz ilk cümle çoğu zaman, "Öldük, bittik." oluyor. Oysa piyasaların doğasında yalnızca yükseliş değil, zaman zaman sert düzeltmeler de vardır. Şimdi gelin, bu satış dalgasının arkasındaki nedenleri birlikte değerlendirelim.
  • ABD'de bütçe açığının büyümeye devam etmesi ve kamu borcunun çevrilebilirliğine ilişkin soru işaretlerinin artması, buna Trump'ın Fed Başkanı Powell'ı hemen her fırsatta faiz indirmeye zorlayarak Fed'in bağımsızlığını tartışmalı hâle getirmesi eklenince, yatırımcılar yıllardır her yatırım enstrümanının karşısında denge unsuru olarak duran dolara alternatif aramaya başladı. İşte altın ve gümüşte yaşanan güçlü yükselişin temelinde de büyük ölçüde bu arayış yatıyordu. Dolara karşı alternatif olabilecek başka bir para birimi (babayiğit) bulunamayınca, binlerce yılın geleneği olan altın 2025 yılında %65 değer kazandı. Mürekkep ve kağıt para sistemine karşı güç birliği yapan bireyselinden merkez bankacısına kadar herkesin topyekûn hamlesiyle, kıymetli metaller âdeta coşarken, Ocak ayının son günü, Fed'in başına geçecek kişinin Kevin Warsh olacağı açıklanması, müziğin de (parti havası) aniden durmasına neden oldu. 
  • Warsh'un adı altının 48 saatte %20'den fazla düşmesine, gümüşün ise %40 gerilemesine yeterken, multi yılların da en büyük düşüşü olarak kayıtlara geçti. Bitti gitti kül oldu denen dolar (DXY) yeniden ayağa kalkarken, savaş döneminin getirdiği dinamikler de üzerine tuz biber oldu. Powell gidecek, yerine gelecek halefi faiz indirecek beklentisi hâkimken, geçen haftalarda ekran karşısında ilk kez başkan sıfatıyla çıkan Warsh, fiyat istikrarının birinci önceliği olduğunu dile getirirken, ileriye dönük yönlendirme yapmayan kapalı kutu duruşu, piyasalar nezdinde faiz artırımı beklentileri yeniden ön plana taşıdı. Fed vadeli faiz kontratları yıl sonuna kadar tek faiz artışı beklentisini iki adet 25 baz puanlık artış beklentisine çevirirken, dolar da güçlenmeye devam ederek son 13 ayın en değerli seviyesine yükseldi. EURUSD benzer bir şekilde 1,13 seviyesinin dibine kadar gerileyerek son 13 ayın en düşüğünü test etti.
  • Bu çerçevede, son günlerde risk sınıfına giren neredeyse tüm finansal varlıklarda sert satışlar yaşanırken, bir noktadan sonra önüne arkasına bakmadan büyüyen bu panik havasını "likidasyon" olarak tanımladık. Peki, uzun yıllardır terazinin bir kefesinde güveni temsil eden ABD dolarının bu özelliği sarsıldıktan sonra, Kevin Warsh'un göreve gelmesiyle birlikte bu güven yeniden tesis edildi mi? Bu soruya bugün için net bir "evet" demek oldukça zor. Zira Warsh'ın Fed'de hayata geçirmek istediği yeni yaklaşım, ezberleri bozacak nitelikte. Uzun yıllardır para politikasının en önemli araçlarından biri olan ileriye dönük rehberliği büyük ölçüde geri plana iterek daha ketum bir iletişim stratejisi benimsemesi, yani piyasalara geleceğe ilişkin daha az sinyal vermesi, ilk etapta belirsizliği artırıyor. Kanımca Fed'de bir devrim niteliği taşıyan bu yaklaşımın mevcut hâliyle uzun soluklu olması da pek kolay görünmüyor.
  • Öte yandan, tedarik zincirlerinin kırılmasından tutun, enerji darboğazının yarattığı enflasyonist ve diğer ikincil etkilere paralel artan soru işaretleri, Brent cinsi ham petrol varil fiyatının savaş öncesi döneme geri gelmesiyle yerini daha sakin bir ortama bırakacağını düşünüyoruz. Hülâsa, bu durumun enflasyonist kaygıları da azaltarak faiz artırım beklentilerini de sönümlendireceğini düşünüyoruz. Petrol fiyatlarındaki gerileme ve yılın ikinci yarısında ekonomik büyümenin yavaşlamasıyla Fed'in faiz artırmak yerine mevcut seviyeleri koruyacağını, hatta sonraki adımın faiz indirimi olabileceğini düşünüyoruz. 
  • Ocak ayında yaşanan büyük kırılmadan hemen önce kıymetli metallerde uzun süredir taşıdığımız uzun pozisyonlarımızı realize etmiştik. Aradan geçen süreçte zaman zaman kısa vadeli vur-kaç işlemler denesek de, büyük resmin netleşmesini bekleyerek ağırlıklı olarak kenarda kalmayı tercih ettik. Bugün de aynı yaklaşımımızı koruyoruz. İddialı bir duruş sergilemektense, biraz daha temkinli tarafta kalmayı ve piyasalardaki panik havasının dağılmasını beklemeyi tercih ediyoruz. Özellikle gümüşte 54 dolar seviyesinin bizim açımızdan kritik bir eşik olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Haftalık kapanışların ardından daha sağlıklı bir değerlendirme yapabileceğimizi düşünüyoruz. Bununla birlikte, henüz rüzgârın yön değiştirdiğini söyleyebilecek noktada da değiliz. Öte yandan, ABD dolarındaki son aylarda devam eden değerlenmeyi makroekonomik açıdan ikna edici bulmadığımız gibi, mevcut fiyatlama davranışının da uzun süre kalıcı olmayacağına inanıyoruz.
  • Enflasyon kaygılarının zirve yaptığı ve Fed'den yeni faiz artırımı beklentilerinin yüksek sesle dile getirildiği dünkü günde, Fed'in yakından takip ettiği Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) enflasyonu Mayıs ayında yıllık bazda %4,1'e yükselerek son üç yılın ilk %4 üzeri okumasını gerçekleştirdi. Çekirdek PCE enflasyonu ise %3,4 seviyesine yükseldi. Orta Doğu'da yaşanan gerilim nedeniyle yükselen enerji fiyatları enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluştururken, petrol fiyatlarının yeniden savaş öncesi seviyelere gerilemesi, Mayıs ayının enflasyonda zirvenin görüldüğü dönem olabileceği görüşümüzü destekliyor. Veri ardından Fed vadeli kontratları, Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışına %60 olasılık verirken, sene sonuna kadar beklenen faiz artırımı ise yaklaşık 31 baz puan olduğunu not edelim 
  • Yapay zekâ yatırımlarının bellek çiplerine yönelik talebi artırması, tüketici elektroniğinde maliyet baskısını belirgin şekilde artırmaya başladı. Apple, artan bellek ve depolama çipi maliyetlerini artık tek başına karşılayamayacağını belirterek MacBook ve iPad modellerinde fiyat artışına gitti. Giriş seviyesi MacBook Neo'nun başlangıç fiyatı 599 dolardan 699 dolara yükselirken, iPhone fiyatlarında ise şimdilik herhangi bir değişiklik yapılmadı. Apple hisseleri haberin ardından %6'dan fazla gerilerken, benzer maliyet baskılarının diğer teknoloji üreticilerini de fiyat artışına zorlayabileceğini düşünüyoruz. 
  • Yeni gün başlangıcında ise havanın yeniden bozuğunu görüyoruz. Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Umman açıklarında bir ticaret gemisinin saldırıya uğramasının ardından Hürmüz Boğazı'ndaki güvenli gemi eskort operasyonlarını geçici olarak durdurduğunu açıkladı. ABD'li yetkililer saldırıdan İran'ı sorumlu tutarken, Tahran ise yalnızca kendi belirlediği rotaları kullanan gemilerin güvenli geçişinin garanti edileceğini açıkladı. Gelişme, savaşın sona ermesine yönelik ön anlaşmanın kalıcılığına ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşırken, tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün test ettiği 72 dolar seviyesinden sadece 1 dolar kadar tepki vermesini önemsiyoruz. Gelişmeyi, barışın ihlali olarak görmüyoruz.  
  • Bu bağlamda haftanın son işlem gününe Asya piyasalarında sert satışlar damga vururken, teknoloji hisselerinde başlayan kâr realizasyonu küresel risk iştahını zayıflattı. Apple'ın artan bellek maliyetleri nedeniyle fiyatlarını yükseltmesi, yapay zekâ yatırımlarının teknoloji şirketlerinin maliyetlerini de yukarı çekmeye başladığını göstererek sektörde satış baskısını artırdı. Gösterge endeks Tokyo borsası %5 gerilerken, gözlerin üzerinde olduğu Güney Kore'de KOSPI endeksi %7'den fazla geriledi. ABD'de Nasdaq endeksinin vadeli işlemlerinde düşüş %1,6'yı bulurken, neredeyse tüm enstrümanlarda kırmızı rengin hâkim olduğunu görüyoruz! 
  • Çeyrek boyunca rekor seviyelere ulaşan teknoloji hisselerinde ay ve çeyrek sonu pozisyon ayarlamaları da satış baskısını artırırken, altın bu sabah 4 bin, gümüş ise 56,50 dolar seviyelerini test etti. Bitcoin 59 bin dolar seviyesine gerileyerek son iki yılın en düşük düzeylerini görürken, Japon yeni dolar karşısında 162 seviyesinin hemen altında kalarak son 40 yılın en zayıf görünümünü korudu. Fed'in faiz patikasına ilişkin belirsizliğe, yapay zekâ yatırımlarının tetiklediği maliyet enflasyonunun da eklenmesi, yatırımcıları yeniden güvenli liman olarak görülen ABD dolarına yönlendiriyor. Dolar Endeksi (DXY) dün sınırlı bir geri çekilme yaşasa da, bu sabah yeniden 101,50 seviyesinin üzerine yükseldi. Teknik açıdan ise daha da dikkat çekici olan nokta, DXY'nin peş peşe ikinci haftayı önem verdiğimiz 100,50 seviyesinin üzerinde kapatmaya hazırlanması. Açıkçası bu görünüm çok da hoşumuza gitmedi! 
  • Türkiye cephesine ise her hafta perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB'nin haftalık bülteni ve analitik bilançosunu inceledik. En taze veriye göre, TCMB'nin net yabancı para pozisyonu 24 Haziran valörlü işlemlerde 29,1 milyar dolar düzeyine hafif de olsa geriledi. Hâlbuki, TCMB Haziran ayında net olarak 18 milyar dolar alım yapsa da, altın rezervlerinin fiyat etkisi üzerinden rezervler üzerinde aşağı yönlü baskı yaratıyor. 19 Haziran ile sona eren haftada, parite etkisinden arındırılmış seriye göre, yurt içi yerleşiklerin DTH hacminde 1,46 milyar dolar artış olurken, aslan payının yine tüzel kişilerde olduğunu görüyoruz. Genel hatlarıyla toplam mevduatın yaklaşık %59'u Türk Parası olarak uzun bir süredir korunmaya devam ediyor.  
  • Bir diğer deyişle, Ayşe Teyze'nin TL ile âşkı devam ederken, büyük resimde dolarizasyon anlamında anlamlı bir işaret görmüyoruz. Siyasi cephede dalgalı günler yaşansa da, seçimlere yönelik beklentiler 2027'nin sonuna doğru kümeleniyor. TL'nin reel mânâda değerlenmesi üzerine kurulan çerçeveden nasıl çıkılacağını henüz biz de bilmesek de, petrol fiyatlarının gerilemesi ve mevsimsel olarak güçlenen cari denge (turizm gelirleri) kısa vadede TL'yi desteklemeye devam edeceklerini düşünüyoruz. Bir diğer deyişle, Ayşe Teyze pozisyon değiştirmeden ya da kontrollü değer kaybı üzerine kurulu kur sistemi devam ettikçe, biz de mevcut pozisyonumuzu korumaya devam edeceğiz. Makro ve mikro gelişmelerden ziyade jeo-ekonomik faktörlerin de etkili olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Bu bağlamda Nato Zirvesini önemsiyoruz! 
  • Petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin Türkiye'nin cari açık ve enflasyonla mücadelesine destek sağlayacağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,80 seviyesine geri çekilirken, USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde (hafta sonu fonlama etkisi) 46,61 seviyelerine yükseldi. CDS risk priminin ise 222 baz puanda yataylaştığını not edelim. Dün sert satışlara sahne olan Borsa İstanbul bankacılık endeksinin bugün yurt dışı kaynaklı karamsar havayla eşlik edebileceğini düşünüyoruz. 
  • Bültenimizi üzücü bir haberle sonlandıralım. Venezuela, son yüzyılın en şiddetli depremlerinden biriyle sarsıldı. Başkent Caracas'ın batısında art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremler yüzlerce binayı yerle bir etti. Reuters haberlerinde, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), ölü sayısının binlerle ifade edilebileceği, hatta 10 binin üzerine çıkma ihtimalinin bulunduğunu belirtirken, muhalefetin oluşturduğu kayıp takip platformunda 35 binden fazla kişinin akıbetinin bilinmediği ifade edildi. Ülkenin zaten zayıf olan altyapısı, elektrik kesintileri ve iletişim sorunları arama-kurtarma çalışmalarını güçleştirirken, Birleşmiş Milletler uluslararası toplumun çok büyük bir ortak yardım seferberliği başlatması gerektiği uyarısında bulundu. Ekonomik etkilerin ise insanî krizin boyutuna bağlı olarak önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkması bekleniyor.

Emre Değirmencioğlu (@emredegirmenci5)
Grup Müdürü • Group Manager
Hazine Bölümü • Treasury Department
Yasal Uyarı: Bu e-postada yer alan yorumlar, kişisel bilgi ve tecrübelere dayanarak ve/veya güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır. Bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan, her ne surette olursa olsun kullanımı olumsuz etkileyecek her türlü sonuçtan dolayı Kıbrıs İktisat Bankası Ltd. ve ayrıca her ne nam altında olursa olsun her ne akitle bağlı olursa olsun her türlü çalışanı ve bu yazının yazarı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz ve/veya bu bilgiler, hiçbir surette gönderenleri ilzam etmez ve/veya sorumlu kılmaz. Kullanan ancak kendi bilgi, inisiyatif ve değerlendirmesi ile hareket etmelidir.