Günlük Piyasa Bülteni
Hazine Bölümü'müzün tecrübe ve birikiminden yola çıkarak Günlük Piyasa Analizleri yapılmakta ve siz değerli yatırımcılar ile paylaşılmaktadır.
Günlük hazırlanan bültenleri otomatik almak için Ad Soyad ve e-Posta adresinizi girerek "BÜLTENE KAYIT OL" demeniz yeterli.
Güncel Piyasa ve Döviz Haberleri 21/10/2026 - Çarşamba
TCMB'nin net döviz pozisyonunda gerileme, Türk hisselerinde fırsat arayışı- Küresel mali piyasalarda alışıldık risklerin benzer sonuçlar doğurmaya devam ettiği bir günü daha geride bıraktık. Faiz getirisi olmayan altının ons fiyatı bu sabah 4,120 dolar seviyesine gerilerken, 55 dolardan bir kez daha destek bulan gümüş ise 57,50 dolar civarında salınıyor. Öte yandan, 110 dolar seviyesinin üzerine yerleşen Brent petrolün teknik açıdan 120 dolara kadar ilerleme potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz (bakınız grafik). Lâkin, böyle bir yükselişin ardından petrolün teknik anlamda yorularak sert bir düzeltme hareketine sahne olabileceği ihtimalini de oldukça güçlü buluyoruz. Petrol fiyatlarında yaşanabilecek böyle bir geri çekilmenin enflasyon ve faiz beklentilerini rahatlatabileceğini, bunun da kıymetli metaller açısından destekleyici bir zemin oluşturabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle söz konusu senaryonun gerçekleşmesi hâlinde altın ve özellikle gümüşte pozisyonlarımızı artırmayı planlıyoruz.
- Takdir edeceğiniz üzere, enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi enflasyonist baskıları artırırken, merkez bankalarının da elini zorluyor. Faizlerin yükselmesi ise risk iştahı açısından pek de arzu ettiğimiz bir durum değil. Zira artan faizler kredi maliyetlerini yükselterek ekonomik aktiviteyi yavaşlatırken, şirketlerin ve kamunun finansman yükünü ağırlaştırıyor. Üstelik gelecekte elde edilmesi beklenen kazançların bugünkü değerini düşürerek özellikle büyüme ve teknoloji hisseleri üzerinde baskı yaratıyor.
- Hazır faiz hadlerinden söz etmişken, Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentilerde dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Reuters'ın 100 ekonomistle gerçekleştirdiği ankette, 94 ekonomist Fed'in gelecek haftaki toplantısında faizleri %3,75-4,00 aralığında sabit tutmasını beklerken, katılımcıların tamamı aralık ayında 25 baz puanlık faiz artırımı öngörüyor. Oysa geçen ay bu beklentiyi paylaşanların oranı yarının bile altındaydı. Üstelik ekonomistlerin yaklaşık %40'ı Fed'in en az iki faiz artırımı daha yapmak zorunda kalabileceğini düşünüyor. Güçlü ekonomik büyüme, yüksek petrol fiyatları ve gümrük vergilerinin enflasyon üzerindeki baskısı sürerken, Fed'in favori enflasyon göstergesi PCE'nin %2 hedefine ancak 2028 yılında dönebileceği tahmin ediliyor. Fed yetkilileri faiz artırımında acele etmeyecekleri mesajını verirken, ekim ayında artırım ihtimalinin azalmasıyla ABD tahvil faizlerinin zirvelerinden yaklaşık 25 baz puan gerilediğini görüyoruz.
- Elon Musk, SpaceX ile Tesla'nın birleşmesinin "iyi bir fikir" olduğunu söylerken, iki şirketin olası birleşmeyi değerlendirmek üzere özel komiteler kurduğunu açıkladı. Henüz kesinleşmiş bir anlaşma bulunmasa da açıklamanın ardından SpaceX hisseleri seans sonrası işlemlerde %8 yükseldi. Öte yandan, SpaceX'in üçüncü çeyrek bilançosu da beklentileri fazlasıyla aştı. Şirketin gelirleri yıllık %161 artışla 14,6 milyar dolara ulaşırken, yapay zekâ faaliyetlerinden elde edilen gelirler yaklaşık 10 katına çıkarak 7,6 milyar doları buldu. Geçen yıl aynı dönemde zarar açıklayan şirket, bu kez 4,4 milyar dolar net kâr elde etti. Ancak madalyonun diğer yüzünde devasa yatırım harcamaları var. Yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımlarla sermaye harcamaları yaklaşık üç katına çıkarak 19,6 milyar dolara ulaştı. Yapay zekâ yatırımlarının ne zaman kâra dönüşeceğinin sorgulandığı bir dönemde SpaceX'in güçlü bilançosu dikkat çekerken, Musk'ın iki şirketi birleştirme planının nasıl şekilleneceği de merak konusu.
- Fransa'da hafta sonu yaşanan şiddet olaylarının ardından hükûmet, güvenliği sağlamakta yetersiz kaldığını kabul ederken, cumartesi günü düzenlenmesi beklenen yeni gösteriler öncesinde polis güçlerine destek amacıyla orduyu da devreye sokma kararı aldı. Paris, Marsilya ve diğer bazı şehirlerde kısmî sokağa çıkma yasakları uygulanırken, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerindeki aksamalara yönelik tepkiler dinmek bilmiyor. Üstelik protestoların İtalya ve Arnavutluk'a da sıçraması, toplumsal huzursuzluğun Avrupa genelinde yayılabileceği endişelerini artırıyor. Fransa'da gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi tansiyon yükselirken, zaten bütçe ve borç sorunlarıyla boğuşan ülkenin finansal piyasaları da gelişmelerden olumsuz etkileniyor. Bu bağlamda Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi dün 24 yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, siyasî belirsizlik ve toplumsal huzursuzluğun birleşmesi, ülkenin borçlanma maliyetleri üzerindeki baskıyı giderek artırıyor.
- ABD borsalarının dün geceyi sınırlı yükselişle tamamlamasının ardından, Asya piyasalarında bu sabah alıcıların yeniden ağırlık kazandığını görüyoruz. Özellikle SpaceX'in güçlü bilançosu ve Çinli teknoloji devlerinin Nvidia'dan 35 milyar doların üzerinde çip siparişi verdiğine yönelik haberler, yapay zekâ hisselerine yeniden alım getirdi. Japonya'da Nikkei endeksi %1 yükselirken, geçen hafta sert satışlarla sarsılan Güney Kore borsası KOSPI, sabahın erken saatlerinde elde ettiği kazanımların bir kısmını geri verse de %2'nin üzerinde prim yaparak olumlu mânâda ayrıştı. Brent cinsi ham petrolün yeniden 110 doların üzerine çıkmasıyla piyasaların risksiz faiz olarak takip ettiği ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi %5,12 seviyesine yükseldi. Avrupa cephesinde ise Fransa'daki siyasi ve toplumsal huzursuzluk finansal piyasaları baskılamaya devam ettiğinin altını bir kez daha çizmek gerekiyor. Fransa ile Almanya 10 yıllıkları arasındaki faiz makası 150 baz puana ulaşırken, ortak para birimi EUR'nun ise 1,1230 seviyelerinde yatay seyrini korumaya devam ettiğini görüyoruz.
- Küresel piyasalarda güçlü şirket bilançoları risk iştahını desteklese de jeopolitik riskler nedeniyle temkinli duruşumuzu koruyoruz. Haber akışında Hürmüz Boğazı'nın güneyinde bir petrol tankeri deniz mayınına çarparak alev alırken, son iki haftada bölgede en az 18 gemiye saldırı düzenlendiğini okuyoruz. Üstelik saldırıların Hürmüz Boğazı'nın dışına, Umman Körfezi'ne kadar yayılması ve Husilerin Suudi Arabistan'ın petrol tesisleri ile havalimanlarını hedef alması, arz güvenliğine ilişkin endişeleri daha da artırıyor. Pakistan'ın arabuluculuğunda diplomatik çözüm arayışları yeniden hareketlenmiş olsa da İran'ın görüşmelere başlamak için yaptırımların ve limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılmasını şart koşması, kısa vadede bir anlaşmaya varılmasının pek de kolay olmayacağını düşündürüyor. ABD ara seçimlerine geri sayımdayız, Trump şapkadan tavşan çıkarır mı bilemiyoruz.
- Öte yandan Ukrayna savaşını sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimler yeniden hız kazanırken, ABD'nin özel temsilcisi Steve Witkoff'un bugün St. Petersburg'da Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesi bekleniyor. Dün Oslo'da Ukrayna lideri Zelenskiy ve Avrupalı yetkililerle yapılan görüşmelerde, Ukrayna'ya verilecek güvenlik garantileri ve savaş sonrası ekonomik düzen konusunda önemli ilerleme sağlandığı okuyoruz. Ancak Trump'ın son dönemde Moskova'ya yaklaşan tutumu dikkat çekiyor. Rusya'ya yönelik bazı yaptırımları gevşeten Trump, Ukrayna'ya savaşı bitirmek için anlaşma çağrısında bulunurken, Rusya'nın sahada üstünlüğü elinde tuttuğunu savundu. Öte yandan Rusya'nın Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırması ve ABD'nin Patriot hava savunma füzelerinin teslimatında yaşanan gecikmeler, Kiev üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Diplomasi trafiğinin hızlanması barış umutlarını artırsa da Washington'un Moskova'ya yaklaşması ve Ukrayna'nın taviz vermeye zorlanması, olası bir anlaşmanın şartlarına ilişkin ciddi soru işaretleri yaratıyor.
- Doğu Akdeniz cephesinde ise dün Türkiye açısından önemli bir gelişme yaşandı. Libya'nın doğusunda, Halife Haftar'a yakın Tobruk Meclisi, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını oybirliğiyle onayladı. O dönemde anlaşmaya sert tepki göstererek Türkiye ile ilişkileri kesme kararı alan doğu yönetiminin tutum değiştirmesi, Ankara açısından önemli bir diplomatik kazanım olarak görülüyor. Üstelik Trablus'taki yönetim de kararı memnuniyetle karşıladı. Anlaşma, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının belirlenmesi ve olası petrol-doğalgaz arama faaliyetleri açısından önem taşırken, Yunanistan ve Avrupa Birliği (AB) karara itirazlarını yineledi. AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasına tepki göstererek Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile dayanışma içinde olduklarını söyledi. Türkiye'nin Libya'nın her iki tarafıyla da ilişkilerini güçlendirmesi, Doğu Akdeniz'deki pazarlık gücünü artırabilecek önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.
- Türk mali piyasalarında ise yarın sonuçlanacak TCMB'nin Ekim ayı olağan Para Politikası Kurulu toplantısının öncesinde hisse senetlerinde ve TCMB'nin net yabancı para pozisyonunda hareketli bir seyrin yaşandığını görüyoruz. Analitik bilançoya göre, son dört iş gününde TCMB'nin net yabancı para pozisyonu 6,7 milyar dolar geriledi (bakınız grafik). Rezervlerde yaşanan gerilemeyi fon piyasasında cereyan eden olumsuz gelişmelere ve yatırımcı tercihindeki değişime de direkt olarak bağlamak istemiyoruz. Bloomberg haberini teyit edercesine USDTRY kurunda günlük yükseliş dozunu bir tık ivmelendiren TCMB'nin tam da faiz indirimi arefesinde yarattığı kafa karışıklığının arka plandaki ana neden olduğunu düşünüyoruz. Sayıların dili ile konuşmak gerekirse, 26 Ağustos tarihinde 53,9 milyar dolar olan manşet rakam 19 Ekim valörlü işlemlerde 32,4 milyar dolar seviyesine geriledi. Rezervlerde yaşanan gerileme, ordunun savaşta kullandığı mühimmatın azalması misali, elbette pek de arzu ettiğimiz bir durum değil.
- Öte yandan, Fon Krizi ile birlikte Türk hisse senetlerine alıcı gözle bakmaya başladığımızı, bunun da arka planında hikâyesi olan pek çok şirketin değerleme açısından oldukça ucuz seviyelere gerilemesinin yattığını son günlerde bültenimizde paylaşmıştık. Biraz daha detaylandırmak gerekirse, BIST 30 endeksinde yer alan pek çok şirketin piyasa değeri/defter değeri (PD/DD) oranının 1'in altında olması dikkat çekiyor. Daha basit bir ifadeyle, bazı şirketlerin borsadaki toplam değeri, sahip oldukları varlıklardan borçları çıkarıldığında geriye kalan muhasebe değerinin bile altında bulunuyor. Okuyucularımız için basit bir örnek verelim. Türk Hava Yolları'nın PD/DD oranı yalnızca 0,37 seviyesinde. Yani şirketin bilançosundaki varlıklarından borçlarını çıkardığımızda geriye kalan her 100 TL'lik özkaynağa, borsa yalnızca 37 TL değer biçiyor. Elbette bu oran tek başına bir hissenin ucuz olduğunu kanıtlamasa da mevcut değerlemelerin ne kadar düşük seviyelere gerilediğini göstermesi açısından önemli buluyoruz.
- Bu bağlamda dün BIST 30 ve BIST 100 endeksleri günü %3,2 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisselerinin işlem gördüğü XBANK endeksi %1,83 değer kazandı. Elbette dünkü performansı, dibin görüldüğü ve yükselişin başladığı şeklinde yorumlamıyoruz. Ancak hikâyesi olan pek çok şirketin hem tarihsel açıdan hem de değerleme çarpanları bakımından oldukça ucuzlaması, kademeli alımlar için zeminin giderek daha müsait hâle geldiğini düşündürüyor. Hatta uzun bir süredir kıymetli metallerde değerlendirdiğim bireysel emeklilik birikimimin bir kısmını hisse senetlerine çevirmeyi bile ciddi ciddi düşünüyorum. Öte yandan, Fon Krizi'nin beraberinde getirdiği tasfiye süreci, güven kaybı ve yatırımcıların güvenli liman arayışı hâlen zihinleri kurcalarken, MSCI faktörünün de yabancı yatırımcı ilgisini sınırlayabileceğini göz ardı etmiyoruz. Tüm bunları alt alta koyduğumuzda, kısa vadede dibin görüldüğünü ve bundan sonra yönün yalnızca yukarı olacağını söylemek yerine, mevcut seviyelerin disiplinli bir yatırımcı için kademeli alımlar yaparak uzun vadeli pozisyon biriktirmek açısından cazip olduğunu düşünüyoruz.
*TCMB'nin net yabancı para pozisyonu
*Brent petrol
Emre Değirmencioğlu (@emredegirmenci5)
Grup Müdürü • Group Manager
Hazine Bölümü • Treasury Department
Yasal Uyarı: Bu e-postada yer alan yorumlar, kişisel bilgi ve tecrübelere dayanarak ve/veya güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır. Bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan, her ne surette olursa olsun kullanımı olumsuz etkileyecek her türlü sonuçtan dolayı Kıbrıs İktisat Bankası Ltd. ve ayrıca her ne nam altında olursa olsun her ne akitle bağlı olursa olsun her türlü çalışanı ve bu yazının
yazarı
hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz ve/veya bu bilgiler, hiçbir surette gönderenleri ilzam etmez ve/veya sorumlu kılmaz. Kullanan ancak kendi bilgi, inisiyatif ve değerlendirmesi ile hareket etmelidir.