Günlük Piyasa Bülteni

Hazine Bölümü'müzün tecrübe ve birikiminden yola çıkarak Günlük Piyasa Analizleri yapılmakta ve siz değerli yatırımcılar ile paylaşılmaktadır.

Günlük hazırlanan bültenleri otomatik almak için Ad Soyad ve e-Posta adresinizi girerek "BÜLTENE KAYIT OL" demeniz yeterli.

Güncel Piyasa ve Döviz Haberleri 24/07/2026 - Cuma

Hürmüz'den Kızıldeniz'e: Küresel arz şoku büyüyor

  • ABD Başkanı Trump, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de iki Suudi petrol tankerine saldırmasının ardından İran'ı doğrudan sorumlu tutarak yeni bir saldırı hâlinde hem İran'a hem de Husilere yönelik büyük askerî cezalandırma uygulanacağını açıkladı. Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı'nda fiili abluka ilan etmesiyle savaş, Hürmüz Boğazı'nın ardından küresel enerji ticareti açısından kritik bir öneme sahip ikinci dar boğaza da yayılmış oldu.  Reuters haberlerinde, İran'ın son günlerde Husilere füze, İHA ekipmanı ve askerî danışman gönderdiği öne sürülürken, Tahran ise bu iddiaları reddetti.
  • Jeopolitik risklerin hızla tırmanması enerji piyasalarını da hâliyle oldukça sert etkiledi. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün fiyatı dün %7'nin üzerinde yükselerek 102 dolar seviyesini test etti. Kızıldeniz'de gemi sigorta maliyetleri bazı şirketler için iki katına yükselirken, tankerler Bab el-Mendeb yerine Afrika'nın güneyini dolaşan daha uzun rotalara yönelmesi de navlun fiyatlarını ve zaman maliyetini daha da artırdı. Tedarik zincirleri açısından bakılırsa, dünyanın büyük bir sorunla karşı karşıya kaldığını itiraf etmemiz gerekiyor. Son günlerde bültenlerimize yeniden artan risklere karşı piyasaların adeta vurdumduymaz bir ruh hâline büründüğünü söyleyerek, yapay zekâ rüzgârına kapılan piyasaların jeopolitika ile ekonomi arasında açılan farka kayıtsız kalmalarını anlamakta zorlandığımızı belirtmiştik.
  • Riskin artık sadece petrol ya da enerji ile sınırlı olmadığını da söylemek gerekiyor. Zira Hürmüz Boğazı, deniz yoluyla taşınan petrolün %25'ine, LNG'nin %19'una ve küresel üre ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yaparken, bölge aynı zamanda küresel kükürt ve alüminyum tedarik zincirinin de kritik halkasını oluşturuyor. Şimdi Hürmüz Boğazı'na ilave olarak Bab el-Mendeb Boğazı'nın (Kızıldeniz) da risk altına girmesi, enerji krizinin ötesinde gübre, gıda ve sanayi metalleri açısından da küresel arz şokunu gündeme taşıyor. Taraflar arasında savaş neredeyse beş aydır devam ederken, stokların da artık tükenmeye başladığını okuyoruz. Trump savaşın yenilgisini göze alamazken, İran ise en güçlü kartı olan Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elden bırakmak istemiyor. Savaşın kimseye faydası olmadığını söylemekle birlikte, en kötünün geride kaldığı yönündeki görüşümüzü de artık gözden geçirmek gerekiyor. Zira savaş hem nicelik hem de nitelik olarak farklı bir evreye bürünmeye başladı. İsrail ise şu aşamada ortada görünmüyor!
  • Orta Doğu'da Hürmüz ve Bab el-Mendeb üzerinden enerji arzı tehdit altına girerken, Karadeniz'de de Rusya ile Ukrayna'nın karşılıklı olarak ticari gemileri ve liman altyapısını hedef almaya başlaması, küresel tedarik zincirindeki kırılganlığı daha da artırıyor. Enerjiye şimdi tahıl da eklenmiş durumda. Gıda arzı ve navlun maliyetleri açısından yeni bir risk cephesi oluşurken, küresel ticaretin enerji damarları ile gıda damarlarının aynı anda baskı altına girmesi, son yılların en ciddi arz şoku risklerinden birini beraberinde getiriyor.     
  • ABD ile İran karşılıklı füze saldırılarına devam ederken, enerji arzına yönelik risklerin büyümesi küresel enflasyon endişelerini de yeniden gündeme taşıdı. ABD'de Kasım ayında yapılacak Kongre seçimleri öncesinde yükselen petrol fiyatlarının siyasi baskıyı artırmasını bekliyoruz. Savaşın yeniden tırmanmasıyla birlikte, ABD'de Kongre cephesinde de çatlak sesler yükselmeye başladı. Temsilciler Meclisi, Trump'ın İran'a yönelik askerî operasyonlarını durdurmasını öngören tasarıyı kabul ederken, Senato benzer girişimi reddetti. Dolayısıyla savaşın seyrini değiştirecek somut bir gelişme henüz ortaya çıkmasa da, Washington'da savaşa yönelik itirazların ve siyasî baskının giderek güçlendiğini söyleyebiliriz.  
  • Orta Doğu'da çatışmaların Hürmüz Boğazı'nın ardından Bab el-Mendeb'e de sıçramasıyla birlikte, küresel piyasalar yeniden enflasyon ve faiz riskini fiyatlamaya başladı. Bunun piyasalara yansıması ise oldukça sert oldu: Brent petrolün Temmuz ayında yaklaşık %40 değer kazanması, dün küresel mali piyasalarda sert satışları beraberinde getirdi. ABD borsaları ise iki farklı cepheden baskı gördü. Bir yandan yükselen enerji fiyatlarının enflasyonist baskıları artırarak faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendirirken, diğer yandan bilanço sezonuna ilk başlayan Muhteşem Yedili şirketlerinden Alphabet ve Tesla'nın yapay zekâ yatırımlarına bağlı artan nakit harcamalarının yatırımcıları hayal kırıklığına uğratması risk iştahını zayıflattı. Intel'in beklentileri aşan finansal sonuçları sınırlı destek verse de, petrol ve faiz endişelerinin gölgesinde bu iyimserlik kalıcı olamadı.  
  • Petrol fiyatlarındaki yükselişe ilave olarak, Trump yönetiminin 60 ticaret ortağına yönelik %10 - %12,5 arasında değişen yeni gümrük vergileri uygulama kararı da enflasyon endişelerini besleyen ikinci önemli gelişme oldu. Enerji ve bazı temel ürünler kapsam dışında bırakılsa da, ABD ithalatının %99,4’ünü kapsayan yeni düzenleme, küresel ticarette maliyet baskılarının yeniden artabileceğine işaret ediyor. Jeopolitik riskler ile ticaret savaşlarının aynı anda tırmanması, piyasalarda enflasyon ve yüksek faiz temasını yeniden ön plana taşımaya başladı.  
  • Orta Doğu'daki savaşın Kızıldeniz'e de yayılacağı korkusuyla ABD borsaları dün geceyi %1 civarında gerileyerek tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksinde kayıp %2'yi aştı. Bu sabah Pasifik'in diğer ucunda da piyasaların kırmızıya boyandığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo ve Tayvan borsaları %3'e yakın gerilerken, son dönemlerin flaş ismi olmasına rağmen son haftalarda tahterevalli tarzı bir görünüm sergileyen Güney Kore borsası KOSPI'de kayıp %6'ya yaklaştı. Yatırımcıların yeniden küresel enflasyon ve faiz riskini fiyatlamaya başlamasıyla tahvil piyasalarında da satış baskısı dikkat çekiyor. 
  • ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,70 ile son 18 ayın, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,17 ile yaklaşık 19 yılın zirvesine yükselirken, Avrupa'da gösterge tahvil faizleri son 15 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Piyasalar Fed'in gelecek hafta faiz artırma ihtimalini yaklaşık %36 olarak fiyatlamaya başlarken, bir hafta önce neredeyse hiç gündemde olmayan bu olasılığın kısa sürede yeniden öne çıkması, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini ne kadar hızlı değiştirdiğini gösteriyor. Fed vadeli faiz kontratları, yıl sonuna kadar toplam 46 baz puanlık, başka bir ifadeyle neredeyse iki adet 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimalini fiyatlamaya başladı.  
  • Artan tahvil faizleriyle birlikte doların piyasa kuru olan sepet kur (DXY) 101,50 seviyesine yükselerek son üç haftanın zirvesini test ederken, kıymetli metaller de birkaç gün süren bahar havasından süratle çıkarak yeniden satış baskısına maruz kaldı. Faiz getirisi olmayan ve (dolar) likidite ihtiyacının yeniden artacağı beklentisiyle altının ons fiyatı bu sabah 4,025 dolar seviyelerine gerilerken, göz bebeğimiz gümüş ise daha sert satışlara sahne olarak 57 dolar seviyelerinin diplerine kadar geriledi. Kıymetli metallerde hafta içi açmış olduğumuz uzun pozisyonlarımızla dün vedalaştık. Hafta sonu riskini almak istemeyerek gidişatı tekrar değerlendireceğiz. 
  • Dün sonuçlanan TCMB olağan Temmuz ayı PPK toplantısında, politika faizi beklenildiği üzere %37 seviyesinde sabit tutuldu. Bizim de görüşümüz bu şekildeydi. Büyük resme baktığımızda ise, TCMB'nin son dönemlerde yaptığı sunumlarda, iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğine yer verildiğini görüyoruz. Kredi kartı harcamalarının düşmesi, perakande satışların azalması, otomobil satışlarının düşmesini buna bağlayabiliriz. Öte yandan, kredi musluklarının bir yere kadar açık olmasının da kredi büyümesinin yavaşladığını gösteriyor. Dün açıklanan haftalık TCMB verilerinde, yurt içi yerleşiklerin TL ile aşkının devam ettiğini ve liralaşma oranının uzun bir süredir %60 seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Aslında TCMB üzerine düşeni yapıyor. Ancak enflasyonla mücadelenin toplumsal bir uzlaşı gerektirdiği gerçeğinde henüz yeterli ilerleme sağlanabilmiş değil.
  • Faiz oranlarının sabit tutulduğu dünkü günde, karar metninin de büyük ölçüde önceki ile aynı olduğunu gördük. Piyasa yansıması da hâliyle nötr oldu. USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla 47,32 seviyelerine yükselirken, EURTRY kuru ise 54,00 seviyesine dayandı. CDS risk primi 247 baz puanla son iki ayın en yüksek seviyesine gelirken, enerji fiyatlarına paralel 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesini aştı. Karamsar havaya paralel bugün Türk hisse senetlerinin de baskı altında kalmasını bekliyoruz.
  • Her hafta perşembe günü açıklanan haftalık TCMB ve BDDK verilerine de değinerek bültenimizi tamamlamak isteriz. 22 Temmuz valörlü işlemlerde TCMB'nin net yabancı para pozisyonu 38 milyar dolar seviyesinde yatay bir seyir izlerken, altın fiyatlarının iyileşmeyi törpülemeye devam ettiğini görüyoruz. Öte yandan, yurt içi yerleşiklerin DTH hacminde parite etkisinden arındırılmış seriye göre son haftaların aksine 5,3 milyar dolar gibi ciddi mânâda yüksek tutarda bir artış olduğunu gördük. Alt kırılımda aslan payını tüzel kişiler almış. Önümüzdeki hafta bu eğilimin devam edip etmeyeceğini takip edeceğiz. Yurtdışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyünde ise önemli bir değişim yaşanmadı. 
  • Avrupa Merkez Bankası (ECB) da tıpkı TCMB gibi faiz oranlarını dün sabit bırakırken, TCMB'den farkı olarak bir sonraki toplantıda faiz artırabilecek şahin bir duruş sergiledi. EURUSD paritesi güçlü dolar karşısında 1,1380 seviyelerinde işlem görürken, gözler amiral gemi FED'in haftaya sonuçlanacak olağan FOMC toplantısına çevrildi.


*Bloomberg Emtia ve Kıymetli Metal Endeksi

  17848681133d68801fcef105297e4e1d5f75ba6ce5_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu (@emredegirmenci5)
Grup Müdürü • Group Manager
Hazine Bölümü • Treasury Department
Yasal Uyarı: Bu e-postada yer alan yorumlar, kişisel bilgi ve tecrübelere dayanarak ve/veya güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır. Bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan, her ne surette olursa olsun kullanımı olumsuz etkileyecek her türlü sonuçtan dolayı Kıbrıs İktisat Bankası Ltd. ve ayrıca her ne nam altında olursa olsun her ne akitle bağlı olursa olsun her türlü çalışanı ve bu yazının yazarı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz ve/veya bu bilgiler, hiçbir surette gönderenleri ilzam etmez ve/veya sorumlu kılmaz. Kullanan ancak kendi bilgi, inisiyatif ve değerlendirmesi ile hareket etmelidir.