SmartCard Vergi Kampanyası
İktisatbank Arsa Kredisi
SmartCard Fitness ve SPA İndirim Kampanyası
Western Union Uluslararası Para Transferi
SmartCard Elektrik Faturası Taksit Kampanyası

Hazine Bülteni Kayıt

Hazine Bülteni
İktisatbank Günlük Piyasa Analiz ve Yorumu 27/06/2018 – Çarşamba

Seçim sonrası yeni beklentiler: MHP “kilit parti" konumunda...

Toz bulutunun oturması ve sağlıklı yorum yapabilmek adına birkaç gün bekledik.
 
Nerede yanıldık?
Rahatlıkla söylemeliyim ki, hem Cumhurbaşkanlığı’na hem de TBMM seçimlerine damgasını vuran ve seçim ardından kuşkusuz en önemli ve kilit konuma yükselen parti Sn. Bahçeli’nin MHP’si oldu. Seçim öncesinde incelediğimiz sayısız anket arasında MHP’nin alacağı oy oranı bırakın barajı geçmeyi, % 5’ler seviyesinde kalırken, muhalefetin TBMM’nde çoğunluğu ele geçirdiği ve Erdoğan ile İnce’nin 8 Temmuz hazırlığı yapacağı bir Pazartesi sabahına uyanılacağına herkes gibi biz de yüksek ihtimal veriyorduk. 

Ne oldu?
Seçimlerin münferit birkaç olay dışında adil, oldukça yüksek katılım oranı ve demokrasiye inançla gerçekleştiğini not etmek gerekiyor. Siyasette uzlaşı kültürünü taşıyan ve milyonların gönül verdiği Muharrem İnce’nin rakibi Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tebrik etmesi, CHP’nin başında bulunduğu Adil Seçim Platformu’nun rapor ettiği oy oranları ile Anadolu Ajansı ve YSK’nın örtüşmesi ardından gözler bundan sonraki sürece çevrildi.

MHP tüm partilerden daha önemli bir konuma yükseldi
Seçim sonuçları ardında hemen hemen herkesin kabul edeceği üzere, seçimlerin en kilit partisi MHP oldu. Erdoğan’a ittifaktan gelen destek kuşkusuz Başkanlık yolunda önemli avantaj sağlasa da, TBMM’nde bundan sonra çıkacak her yasa için MHP’nin söz sahibi olacağını unutmamak gerekiyor. Türkiye’de milliyetçilik akımını halen daha güçlü olduğunu seçim sonuçları ardından iyice pekiştirdik. Keza, İYİ parti ile MHP’nin almış olduğu oy oranlarının toplamının beklentiyi oldukça aştığını not etmek gerekiyor. Özellikle, Bahçeli’nin seçim ardından mikrofon karşısına geçerek yaptığı ilk değerlendirmenin altını çizmek gerekiyor: “Türk milleti, milliyetçi hareketi TBMM’nin hem kilit partisi yapmış hem de denge görevi vererek önemli bir sorumluluk yüklemiştir”. Bahçeli’nin TBMM’nde kilit görevini bundan sonraki süreçte nasıl kullanacağını takip edeceğiz. 

Siyasette bundan sonraki süreçte neler bekleniyor?
Sn. Cumhurbaşkanı’nın alışılagelmiş balkon konuşmasında verdiği mesajlar önem arz ediyor. Keza, pragmatik bir kişi olarak bilinen Erdoğan’ın, AKP’nin yüzdesel olarak oy oranının düşmesi ve tek başına artık iktidar olamaması ardından verdiği mesaj  “… Milletimizin sandıkta partimize verdiği mesajı aldık. Eksiklerimizi tamamlayacağız”. Kuşkusuz bu sözleri siyasette daha yumuşak ve daha kucaklayıcı bir duruş olarak okuyoruz.

Piyasaların gözlüğünde yaklaşmak gerekirse… Normalleşme anlamında, süresi 17 Temmuz tarihinde dolacak OHAL’in kaldırılması, kanımca Cumhur ittifakı içinde ilk ve önemli sınav olacaktır. Keza dün haberlerden takip ettiğiniz kadar ile, MHP Başkan Yardımcısı Kalaycı’nın sözleri önemli: “FETÖ tehdidi var; Kandil operasyonu var, OHAL’ın biraz daha devam etmesi gerekir gibi görünüyor”. OHAL süreci ardından Kürt Barış Süreci, ABD’ile Suriye’de ters düşülen PYD-YPG süreci, hatta HDP Başkanı Demirtaş’ın hapis süreci, yeni filizlenen ittifakı bekleyen önemli satır başları olacak.

Piyasalar şu aşamada 5 Temmuz’da YSK’nın resmi sonuçlarını ilan etmesini bekliyor. Akabinde, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan 8 Temmuz’da yemin edecek. Bu arada bakan ve bürokrat atamalarının yapılması beklenmiyor. Meclis Başkanı seçimi 18-19 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirecek. Elbette piyasaların en çok merakla beklediği konu, ekonomi takımı kimlerde oluşacak ve vizyonları nasıl olacak. Her ne kadar piyasaların güvendiği isimler olarak Naci Ağbal, Mehmet Şimşek ve Ali Babacan ön plana çıksa da, kişilerden bağımsız, söz konusu takımın ekonomi politikalarına yaklaşımı ve beraberinde Merkez Bankası’nın para politikasında bağımsızlığı ve faiz gibi hassasiyetle üzerine yaklaşılan konuların ne yöne everileceği büyük merak konusu olmaya devam edecektir.

Pazartesi günü piyasaların ikiz seçim zaferine olumlu tepkisi sadece birkaç saat sürdü
Belirsizliği sevmeyen piyasalar, ilave bir belirsizlik yaratmayan ve ilk turda biten seçimlere verdiği tepki ilk etapta iyimserlik oldu. USD/TL kuru 4,53’lü seviyelere kadar gerilerken, borsa yükseldi ve faizler geriledi. Lakin, 1-2 saatlik zaman dilimi ardından, seçim öncesi var olan tüm makroekonomik ve jeopolitik sorunların masada olduğunu hatırlayan ve ciddi anlamda döviz alma ihtiyacı olan finans kesimi dışındaki şirketlerin döviz talebi ile, USD/TL kuru haftanın ilk iki gününde yeniden 4,71 seviyelerinin üzerini test ederken, tahvil faizlerinde korkusuz yükseliş ise devam etti. Basit bir yaklaşımla piyasalarının da kafasının karışık olduğunu söyleyebiliriz. 

Küresel piyasalarda ise tedirginliğin adı: Trump
ABD Başkanı Trump’ın ticaret savaşlarında ısrarı her geçen gün daha da artıyor. ABD’nin Çin’e karşı verdiği ticaret açığına karşı tedbir almaya çalışan Trump oyunu sertleştirmeye çalışıyor. Diğer tarafta ise, Çin’in bu ticaretten elde ettiği geliri dönüp ABD devlet tahvillerine yattırdığı bir gerçek. Bu sisteme çomak sokan Trump’ın duruşu, küresel piyasalarda risk iştahını azaltmaya başladı. Dünya ticaretini yavaşlatacağı beklenen bu süreç beraberinde stagflasyona da neden olabileceğinden ötürü endişe ile takip ediliyor. Dün yeni bir çıkış daha yapan Trump, hiçbir ülkenin İran’dan petrol almaması gerektiğini açıklaması ile petrol fiyatları dalgalı bir seyir izledi.

USD/TL kısa vadede tahterevalli görünümü hakim
Kısa vade ciddi bir volatilite yaşanıyor. USD/TL kuru nerdeyse 2 gün içinde 4,53 – 4,73 arasında dalgalandığını görüyoruz. Bu sabah saatlerinde günü 4,62’li seviyelerde karşılayan USD/TL kurunda yön şu anda net değil. USD/TL cephesinde düşüşün başladığını söylemek adına kurun mutlak surette aşağıdaki günlük grafikten de görüleceği üzere 4,44 – 4,46 aralığındaki desteğini aşağı yönlü geçmesi gerekiyor. Günlük grafiklerde önemli Fibonacci seviyeleri işaretledim.

Normal şartlarda, TL’nin sunduğu getiri ve seçim sathından çıkan Türk mali piyasalarında yönün netleşmesi, OHAL süreci ve devamında yeni yönetim sisteminin ekonomiye yaklaşımı ile netlik kazanacağını düşünüyoruz. Dahası, kurun daha güvenli bir şekilde gerilemesi için, siyasi otoritenin güven aşılayacak pek çok alanda değişimi pragmatik bir şekilde ve ivedi olarak sağlaması, Ayşe Teyzelerin ise elinde duran 166 milyar dolar döviz mevduatının çözülmesi ile başlayacağını düşünüyoruz. Kısa vadede bu gerçekleşmeler, yani pek çok alanda normalleşme görülmeden, kur cephesinde anlamlı bir gerileme beklemediğimizi belirtmemiz gerekiyor.

Günlük grafiklerde, USD/TL kurunda yavaş stokastik alım yönünde sinyal veriyor.

1530087801a8ffd77e79b07ede59b664b0ebdccc39_1_1200.jpg
Kaynak: Reuters

Emre Değirmencioğlu (@emredegirmenci5)
Grup Müdürü • Group Manager
Hazine Bölümü • Treasury Department
Yasal Uyarı: Bu e-postada yer alan yorumlar, kişisel bilgi ve tecrübelere dayanarak ve/veya güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır. Bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan, her ne surette olursa olsun kullanımı olumsuz etkileyecek her türlü sonuçtan dolayı Kıbrıs İktisat Bankası Ltd. ve ayrıca her ne nam altında olursa olsun her ne akitle bağlı olursa olsun her türlü çalışanı ve bu yazının yazarı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz ve/veya bu bilgiler, hiçbir surette gönderenleri ilzam etmez ve/veya sorumlu kılmaz. Kullanan ancak kendi bilgi, inisiyatif ve değerlendirmesi ile hareket etmelidir.