SmartCard Vergi Kampanyası
İktisatbank Arsa Kredisi
SmartCard Fitness ve SPA İndirim Kampanyası
Western Union Uluslararası Para Transferi
SmartCard Elektrik Faturası Taksit Kampanyası

Hazine Bülteni Kayıt

Hazine Bülteni
İktisatbank Günlük Piyasa Analiz ve Yorumu 29/12/2017
  • ABD – Türkiye arasında yaşanan vize krizi çözüldü 
  • Türk Mali piyasalarında karar haliyle büyük bir coşku ile fiyatlandı 
  • USD/TL kuru son 2 ayın en düşük seviyesine gerilerken; BIST100 endeksi günü % 2,1 yükselişle tamamladı 
  • Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin” yürüyelim o halde 
  • Sağlık, huzur ve mutluluğun eksik olmadığı bir yıl olmasın temenni ederim
Küresel mali piyasalarda, Pazartesi ve Salı günü Noel tatilinin getirmiş olduğu dinginlik ile yıl sonu moduna geçen küresel piyasalarda haftanı neredeyse ilk yarısında adeta yaprak kıpırdamadı. Bültenimizi bu dinginlik ile yılı tamamlama arzusunda dün kaleme alırken, sakinlik günün ikinci yarısında yerini oldukça heyecanlı bir seyre terk ettiğini görüyoruz. Hatırlanacağı üzere, ABD ile Ekim ayı başında yaşanan vize husumeti, Türk Lirası ve Türk Lirası cinsinden yatırım araçları üzerinde keskin değer kaybını da beraberinde getirmişti. USD/TL kuru 3,6250 seviyesinden başlayan yükselişini hızlı bir şekilde haftalar içinde 3.98 seviyesine kadar taşımıştı. Dün itibarı, ABD Ankara Büyükelçiliği tarafından yayımlanan açıklamada, vize hizmetlerinin yeniden başladığı duyuruldu. Her ne kadar bu yönde bir karar beklenmiyor olsa da, vize gerginliğinin aşılması ardından Türk Lirası yatırım araçlarında kayda değer bir değerlenme yaşandı. USD/TL kuru geçen hafta ön plana çıkardığımız 3,81 seviyesinin geçilmesi durumunda daha da aşağılarda 3,75 hedefimizin oldukça yakınına kadar gelmiş oldu (günün en düşük seviyesi 3,7650). Borsa İstanbul cephesinde haberi olumlu karşılayan piyasalar endeksi % 2,1 değer kazancı ile tüm zamanların zirvesi olan 115binin kıyısında tamamlarken, tahvil piyasasında ise yaklaşık çeyrek baz puan gerileme görüldü. Uzun süredir iyi bir haber almaya muhtaç kaldığımız bir ortamda, vize krizinin aşılmasını büyük bir adım olarak görüyoruz. Her ne kadar ABD-Türkiye ilişkileri pek çok konuda çetrefilli bir patikada devam etse de, söz konusu gelişmeyi önemsiyoruz. Kuvvetle muhtemel, bilanço makyajlama eğiliminin bir parçası olarak iyimser seyrin bugün de devam edeceğini tahmin ediyoruz.

Bu noktadan itibaren, 2018 beklentilerine yer vererek 2017 yılını da tamamlamaya gayret göstereceğiz. 

ABD
 
Amerika ve özelinde dolar sistemi, rezerv para özelliği (dünya rezervlerinin yaklaşık üçte ikisi dolar), dünyanın adeta bel kemiğini oluşturuyor. Uçakta bile oturacağım koltuk numarasını ararken gözüm “ FED ”i görüyor. Bu nedenle ABD’de yaşanan gelişmeler, ABD ile devam eden ilişkilerin düzeyi ve elbette FED’in para politikası dünyanın geriye kalanı için büyük önem arz ediyor. 2008 krizinden bu yana gevşek bir para politikası uygulayan FED, son 1 yıldır faiz oranlarında bebek adımları ile de olsa artırıma giderken, bilanço daraltması da aynen bebek adımları ile başlayarak göreceli de olsa finansal koşulları sıkılaştırmaya başladı. 2018 yılında mevcut bebek adımları ile sıkılaşmanın devam etmesine olanak tanıyoruz. Sıkılaşmanın dozunu ise elbette enflasyonun seyri belirleyecek. Temek makro ekonomik verilerde (büyüme, işsizlik) iyimser bir görünüm sergileyen ABD ekonomisinin yumuşak karnı ise bir türlü artamayan enflasyon oldu. 2017 yılında beklentilere karşılık veren FED 3 kez faiz artırımına giderken, piyasa yansıması ise tahmin edildiğinden öte oldukça yumuşak kaldı. Bir tarafta iletişim politikasını oldukça başarılı yaparak piyasaları hazırlaması, öte yandan aşağıdaki grafiklerden de görüleceği üzere, düşük seyreden enflasyona karşı ivme kazanan büyüme teması ve devam eden küresel merkez bankaları desteği ile hisse senetlerine yönelik risk iştahı senenin genelinde korundu. Risk iştahı o kadar güçlü kaldı ki, piyasaların korku endeksi olarak takip ettiği VIX endeksi tarihi dip seviyelere gerilerken, Dow Jones Sanayi endeksi rekorlara doyamadı. Hisse senedi endekslerinde yaklaşık 2 senedir devam eden; tahvil piyasasında ise yıllardır devam eden iyimserliğin kar satışları ile 2018 yılında sekteye uğramasına yüksek ihtimal tanıyoruz. Her ne kadar bu beklenti trend değişikliğine varacak bir düzeyde olmasa da, hatırı sayılır bir düzeltme ihtiyacının belirdiği aşikar. Aşağıdaki grafiklerden de görülebileceği üzere, global tahvil piyasasının değeri 50 trilyon dolara yaklaşırken, benzer bir şekilde küresel hisse senetlerinin piyasa değeri ise 80 trilyon dolar ile tüm zamanların zirvesinde yer alıyor (dünya gayri safi milli hasılasının % 110).

Bu bağlamda, iyimser seyrin kesintiye uğramaması için, 2018 yılında ABD ekonomisinde en önemli takip edilecek verinin enflasyon olacağını düşünüyoruz. Enflasyonun FED’in hedeflediği % 2 seviyesinin altında kalıcı olamaya devam etmesi, parasal sıklaşmanın da daha geç veya bebek adımları ile geleceğini müjdelemeye devam edebilir. Bu noktada, 2017 yılına % 2,5 seviyesinde başlayan ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin, gelen 3 x 25 baz puan faiz artışına rağmen yılı % 2,40 seviyelerinde tamamlamaya aday olduğu ile pekiştirebiliriz. İkinci ve diğer önemli bir konu ise Trump’ın yıl boyunca sorgulanan kredibilitesi veya nelere muktedir olduğu görüşünün de dolar üzerinde baskı kurduğunu görüyoruz. Trump’ın ön plana çıkan tek siyasi başarısının geçirdiği vergi reformundan  ibaret olduğunu düşünürsek, söz konusu vergi paketinin ekonomiyi canlandırması durumunda, büyümenin getireceği enflasyona kayıtsız kalamayacak olan FED ve 1,5 trilyon vergi kaybına karşı daha çok borçlanma eğiliminde olacak ABD Hazinesi’nin netice itibarı ile 10 yıllık tahvil faizlerini % 3 seviyesine taşıyacağını düşünüyoruz. İç siyasette köşe sıkışan Trump’ın Kudüs çıkışından da hareketle, 2018 yılının Amerikan iç ve dış siyaseti açısından oldukça hareketli geçmesine olanak tanıyoruz. Trump’ın seçimlere karıştığı iddia edilen Rusya bağlantısı nedeniyle azledilmesinin gündeme geldiği yılda, ABD doları seneyi zayıf bir görünümle tamamlıyor. 2018 yılında da Trump faktörünün ön planda olacağını ancak yılın ikinci yarısında ABD dolarının yeniden kuvvetlenebileceğini ön görüyoruz. 

Amerikan piyasaları 2017 yılını artan risk iştahının ışığında oldukça iyimser geçirdi. Gerek tahvil piyasalarında gerekse hisse senedi piyasalarında düzeltme veya kar satışları için enerjinin biriktiğine inanıyoruz. Her ne kadar trend değişikliği beklemesek de, hatırı sayılır bir oranda düzeltmenin kapıda beklediğine yönelik inancımız artmaya başladı.
15145325399fd640df4ac7c3164e48f1d6205ba6b9_1_1200.jpg
Kaynak: Bloomberg


VIX endeksi ve Dow Jones Sanayi Endeksi

Korkusuz piyasalar hisse senedi rallisini yukarıya taşımaya devam ediyor

151453254002e044d5d62a3f6f267099cbba4c2b6c_2_1200.jpg
Kaynak: Reuters


ABD 10 yıllık tahvil faizleri

1990’lı yıllarından gelen önemli teknik seviyeyi yukarı yönlü kırmak için hazır bir görünü sergiliyor. Piyasaların risksiz faiz oranı olarak takip ettiği ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde görülecek yükseliş, dünya genelinde borçlanma maliyetlerinin artması anlamına geliyor.

15145325402977c8b3b87f1c4a6d456f9c10d65fa9_3_1200.jpg
Kaynak: Reuters

Dolar endeksi (DXY)

Kendisinden sonra 6 para birimine göre değeri ölçülen dolar endeksinde bir türlü beklenen kırılma gerçekleşemedi. 2018 yılının ikinci yarısında beklenen yükselişin başlayacağını tahmin ediyoruz

151453254141b608f94e724c389de6e3850f3b765c_4_1200.jpg
Kaynak: Reuters

FED bilanço büyüklüğü

Küresel kriz ardından bilanço büyüklüğünü 800 milyar dolardan yaklaşık 4,5 trilyon dolara yükselten FED, geçem ay ile birlikte (bebek adımları ile de olsa) bilanço daraltmaya başladı. Bilançonun daralmaya devam etmesi doların arz kısıntısı olarak fiyatını da yukarıya çekecektir.

151453254259b3a8c6a397a835fad36a4526a8f199_5_1200.jpg
Kaynak: Reuters

 
Avrupa

Krizler ile devamlı boğuşan, Brexit, Frexit, Grexit... derken mali sorunların yanında siyasi sorunları eksik olmayan Avrupa, 2017 yılında canlanarak büyümeyle geri döndü. Avrupa cephesinde manşet büyüme rakamı yılın üçüncü çeyreğinde % 2,6 ile son zamanları en yüksek seviyesine yükseldiğini not edelim. Elbette, negatif mevduat faizine geçen “ne gerekiyorsa yapacağız” diyerek elini taşın altına koyan Avrupa Merkez Bankası’nın deflasyonun köşesinden döndürdüğü Avrupa’da, keskin bir para politikası hamlesi beklemiyor olsak da, 2018 yılında bebek adımları ile  tahvil alımları ile yürüttüğü piyasa desteğini keseceğine ve faiz oranlarını da bebek adımları ile de olsa artıracağına ihtimal veriyoruz. Para politikası kapsamında faktörler lehine olsa da (halen daha % 0 faizde olan ve beraberinde bilanço genişleten Avrupa’nın aksine faiz oranlarını yükselten ve bilanço daraltmasına giden ABD’ye karşı) Dolar’ın EUR karşısında yılı 1,20 seviyesinin kıyısında bitirmesinin arkasında yatan ana nedeninin yukarda izah etmeye çalıştığımız üzere Trump faktörü olduğunu düşünüyoruz. 2018 yılının ilk yarısında yükselmeye devam etme ihtimali olan EUR’nun ABD’de Trump’ın güç kazanması veya azledilmesi durumunda ise ibrenin sert bir şekilde Dolar lehine dönme ihtimalini küçümsemiyoruz.

Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, EUR/USD paritesinde 1,40 seviyesinden başlayan ve 1,03’lere kadar varan hareketin en önemli düzeltme seviyesi 1,21 seviyelerinde görünüyor. 1,2 seviyesinin herhangi bir nedenle yukarı yönlü aşılması durumunda 1,26 ; aşılamaması durumunda ise 1,1730 ve hatta 1,12’leri konuşabileceğimizi düşünüyoruz.  

EUR/USD   

1514532543326e6277654de54d7ac16b2a50f5fa5d_6_1200.jpg
Kaynak: Reuters


Avrupa bilanço büyüklüğü

Bilanço büyütmeye halen daha devam eden Avrupa’nın 2018 yılında frene basacağını düşünüyoruz.

1514532543c72bb2261e3a5b539ffdff61fc586a66_7_1200.jpg
Kaynak: Reuters


Emtia
 
Ons altın uzun süreli düşüş trendini yukarı yönlü kırdı

Portföylerde ölçülü miktarda da olsa altının yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Enflasyona karşı sigorta olarak görülen sarı metalin 2018 yılında ışıldayacağını düşünüyoruz.

1514532544864dc7b6116685274719bdb815f543dc_8_1200.jpg
Kaynak: Reuters


Petrol Fiyatlarında yükseliş eğilimli seyrin devamını ön görüyoruz

2016 başında Brent cinsi kuzey denizi petrolünün varil fiyatı 25 dolar seviyesine gerilmesi ardından başlayan yukarı yönlü hareket, her ne kadar son günlerde Libya’daki arz kesintisi olmak üzere geçici etkenlere dayanıyor olsa da, 2017 yılında genel anlamda 55 dolar/varil civarında bir ortalama ile hareket etti. 2018’de dünya büyümesinin devam edeceği beklentisinden hareketle (2016 yılını % 3,2 ile son dönemin en düşük büyüme hızı ile tamamlayan dünyanın 2017’de % 3,6 büyüdüğü; 2018’de ise % 3,7 ; 2019’da ise % 3,8 büyüyeceği tahmin ediliyor (IMF)). Bu temel beklentiden hareketle veya teknik manada Haziran 2014’de 114 dolar seviyesinden 2016’da 25 dolara inen bu hareketin % 50 düzeltmesinin 2018’de 72 dolar seviyesine kadar devam edebileceğini ön görüyoruz. Elbette, net enerji ithalatçısı olan Türkiye açısından böyle bir yükseliş cari açık ve enflasyona yansıması bağlamında oldukça negatif bir haber.   
151453254513dcfa8debf121b25790a987dcdde80f_9_1200.jpg

Kaynak: Reuters


İngiltere

İngiltere üzerine adeta kabus gibi çöken Brexit bilmecesinin 2018’de netlik kazanacağını ve bunun da Sterlin’i olumlu anlamda destekleyebileceğini öngörüyoruz. 2017 yılında Başbakan May’in erken seçim hamlesinin tutmaması ve kurulan azınlık hükmetti ile zayıf bir elle AB pazarlık masasına oturan Başbakan May, sürecin çetrefilli bir şekilde devam ettiği izlenimi veriyor. Piyasaları asıl merak ettikleri konu, AB ile boşanma sürecinin nasıl devam edeceği yönünde. Eğer ayrılık anlaşarak ve İngiltere’nin AB ortak piyasasına erişimi ile sonuçlanırsa (soft Breixt) İngiltere ekonomisinin süreçten olumu etkileneceğini ve Sterlin’in değer kazanacağını ön görüyoruz. Öte yandan, aksi yönde bir sonuç (hard Brexit) İngiltere ve Sterlin açısında sıkıntı yaratabilir. Aşağıda grafikten de görüleceği üzere, Brexit belirsizliğine rağmen enflasyon yaratan ancak potansiyelin altında büyüyen İngiltere’de küresel kriz ardından gönülsüz de olsa 25 baz puan faiz artışı gördük. 2017 yılında dalgalı bir seyir izleyen Sterlin’in, aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere ana yönü (mavi kesik çizgi) yukarıya doğru oldu. 2017 yılının zirvesi Eylül ayında 1,3658 seviyesi ile gerçekleşti. Brexit öncesi ve sonrasının teknik manada en önemli düzeltme seviyesinin de 1,3658 seviyesinde olduğunu not etmek gerekiyor. Teknik manada, 1,3658 seviyesinin geçilmesi ile Sterlin’in 1,41 seviyelerini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Sterlin cephesinde, ana hareketin ise EUR karşısında gerçekleşeceğine yüksek ihtimal tanıyoruz.

 
İngiltere: Önde gelen göstergeler
 
151453254556bcdd49eac966e98a977fc440c8fd5e_10_1200.jpg

Kaynak: Reuters



GBP/USD
15145325468487d7317a11b6f8be65a6ae68226a30_11_1200.jpg

Kaynak: Reuters


Türkiye

2016 yılından sarkan olumsuz hava ile 2017 yılına sıkıntılı bir görünüm ile başlayan Türk mali piyasaları, yıl içinde inişli çıkışlı bir seyri izledi. TCMB’nin adımları ile sakinleyen kur, Ocak ayında test etmiş olduğu 3,94 seviyesinden sonra Eylül ayının ortasına kadar artan küresel risk iştahı ve TL’nin sunmuş olduğu ağız sulandırıcı faiz ile 3,39 seviyelerine kadar gevşeme kaydetse de, yılın son aylarında artan siyasi sorunlar ver bozulan makroekonomik göstergeler ile yılın zirvesi olan 3,98 kayıtlara geçti. Bu dönem zarfında, hükümetin büyümeyi desteklemek adına ya da tabir caizse durmaya yüz tutmuş motoru çalışır durumda tutmak adına devreye aldığı Kredi Garanti Fonu ile yılın 3. Çeyreğinde çift haneli büyümeye yürüyen Türkiye ekonomisinde elbette alınan önlemlerin yan etkisi enflasyon, bütçe ve cari açıkta patlak verdi. Dünyanın enflasyon duasına çıktığı bir ortamda, Türkiye’de enflasyon 2003 yıllarına geri dönerek % 12,98 seviyesine çıktı. Benzer bir şekilde cari açık yeniden 42 milyar dolar seviyesine yükseldi (2016 sonu 33 milyar dolar). 2018 yılında maliye ve para politikasını beraber ele alınarak, yan etkileri asgariye indirme çabasının ön planda olacağını düşünüyoruz. TCMB’nin para politikası son senelerde olduğu üzere çok konuşuldu. Bilinen ve ortodox yöntemlerin dışına çıkan ve ceza faiz oranından sıkılaştırmayı standart bir politika haline getiren TCMB’nin enflasyonla mücadele şekli epeyce tartışıldı. TCMB’nin 2018’de geç likidite penceresi faiz oranı üzerinden ana para politikasını yürüteceğini düşünüyoruz. Küresel ortamda finansal koşulların sıkılaşmaya devam edeceğinden hareketle faizin de yönünü yuları yönlü olacağını tahmin ediyoruz.

ABD cephesinde vergi reformunun para politikası üzerinde 2018 yılında yaratacağı baskı, akabinde hisse senedi rallisinden beklenen kar realizasyonu etkisi ile azalacak risk iştahı, gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelik ilgiyi azaltabilir. 2017 yılında Batı’dan kopuşu fiyatlayan Türkiye piyasalarının küresel gelişmelere bağlı kalacağını düşünüyoruz. Baz senaryoda 2018 yılın için USD/TL kurunun yıl içerisinde 4,20 seviyelerine kadar yükselebileceğini düşünmekle birlikte, stres senaryomuzda ise USD/TL kurunun 5,1 seviyesine kadar yükselebileceğin ön görüyoruz.


USD/TL kurunda stres seviyemiz 3,94 zirvesinin kalıcı geçilmesi durumunda 5,1 seviyesine işaret ediyor
 
Her ne kadar 2017 yılında ABD ve Avrupa ile yaşanan sıkıntılara paralel (Batı’dan kopuş) 3,98 seviyesine varan bir yükseliş görülse de, Ocak 2017 zirvesi olan 3,94 seviyesinin üzerinde kalıcılık sağlanamadı. 3,94 seviyesinin bir kez daha geçilmesi durumunda, her ana yükselişin % 30 kadar ilave yükseliş getirdiği görüşünden hareketle, yukarda 5,1 seviyesini hedefleyeceğiz.
1514532547ac2698cb436e934efba5cb44368a7725_12_1200.jpg

Kaynak: Reuters


JP Morgan Gelişmekte olan ülke para birimi endeksi 2017 yılını yaklaşık % 31 değer kazancı ile tamamlıyor

Türk Lirası yılı dengesiz bir seyirle tamamlasa da, 2018 yılını gelişmekte olan ülke para birimleri oldukça iyimser bir görünüm ile tamamladı. JP Morgan gelişmekte olan ülke döviz kur sepeti yaklaşık % 31 değer kazancı ile seneyi tamamlıyor
15145325481052fee0c5609c263ded2312e8a8bb08_13_1200.jpg

Kaynak: Reuters

Emre Değirmencioğlu (@emredegirmenci5)
Grup Müdürü • Group Manager
Hazine Bölümü • Treasury Department
Yasal Uyarı: Bu e-postada yer alan yorumlar, kişisel bilgi ve tecrübelere dayanarak ve/veya güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır. Bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan, her ne surette olursa olsun kullanımı olumsuz etkileyecek her türlü sonuçtan dolayı Kıbrıs İktisat Bankası Ltd. ve ayrıca her ne nam altında olursa olsun her ne akitle bağlı olursa olsun her türlü çalışanı ve bu yazının yazarı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz ve/veya bu bilgiler, hiçbir surette gönderenleri ilzam etmez ve/veya sorumlu kılmaz. Kullanan ancak kendi bilgi, inisiyatif ve değerlendirmesi ile hareket etmelidir.